aşk hikayesi

50 yıl önce sade ama trajik bir aşk hikayesi utanmadan bütün dünyayı hüngür hüngür ağlattı. Düşün bir kere, dünya küresel bir köy değil henüz! Bırak cep telefonunu, interneti, bilgisayarı, küresel televizyon kanallarını bir yana, renkli televizyonu hatta televizyonu bile mumla arıyor millet! Ve böyle bir zamanda, gencecik, tertemiz yüzlü, ikisi de birbirinden duru bir güzelliğe […]

Pollyanna, söyle bana

Bir şeyi çok istemek ama onun gereklerini yerine getirmeyi ya da sonuçlarına katlanmayı hiç istememek! Ne garip geliyor kulağa ilk seferde değil mi? Oysa bana sorarsan bu, insan olmanın en temel çelişkilerinden biri! Misal, çoğumuz alışveriş yapmaya bayılıyoruz. Ama para harcamaktan nefret ediyoruz. Çünkü para kazanmak için harcanan vakte ve katlanılan fırsat maliyetlerine yanıyoruz! Başka […]

day! dahi ya hum!

Ağustos ayı, 1993 ortası. Yer Rumeli Hisarı. Misler gibi bir İstanbul gecesi. Boğaz’dan hafif bir esinti geliyor. Sudaki motorların ışıkları, caddedeki arabaların farlarına karışıyor. Geniş kaldırımda insanlar yürüyor, sohbet ediyor, el ele tutuşuyor, bir şeyler içiyor. Bizlerse surların iç tarafındayız. O an için ben hala inanamıyorum ama Sezen Aksu yaz konserindeyiz. Anneciğimle beraberiz.  Şehrin en […]

“sen de benim kadar gerçekleri…”

“Sen de benim kadar gerçekleri görüyorsun. Beraber olamayız, benim gibi biliyorsun.” Tıpır tıpır zihnin çatısına yağmaya başladı değil mi anılar yağmuru bazılarımız için! Nostaljinin en dokunaklı ezgilerinden biri! Bu sabah, çok eski ve çok sevgili bir dostla, gerçek bir Sezen Aksu tutkunuyla haberleştikten sonra nereden nasıl bilmem, aniden aklıma düşen sözler bunlar. Sözler aklıma, melodi […]

ruha dokunan bir şarkıcı

Geçen gece, geçen dediğim de dışarıya çıkıp korkmadan insan içine çıkabildiğimiz zamanlar. Geceye çıktım, hafta içiydi, serince. Yer Beyoğlu. Bilindik ama az simi dökülmüş bir mekandayım. Yalnızım. Elimde ağır bir bardak sarı buğday suyu, azıcık votka damlatmışlar içine bardakiler eksik olmasınlar. Onu bekliyorum. Fazla kalabalık değil. Hala kıymetini keşfedemediler çünkü onun. Oysa yıllardır söylüyor. Ve […]

ego marka bıçak!

Ego dediğin iki tarafı keskin bir bıçak gibi! Ve hemen her bıçak gibi o da yarayı temizleyip iyileştirmekte işe yarıyor. Öte yandan aynı ego yeri geliyor elin kendisini de kesip atıyor. Çünkü herkes bilir ki önemli olan bıçağı tutan eldir ve niyettir! Zaman içinde görüp geçirdikleri sayesinde “egosunu aldırdığını” söyleyenlerin hemen hemen hepsi de dahil […]

dünyanın merkezine yolculuk

Hayat hamaklarda başladı. İlk zamanlarda güneş her gün başka renkte doğar ve bambaşka bir renkte batardı. Mavi ışıklı cihazların ve onları bağlamak için havada uçuşan dalgacıkların henüz icat edilmediği huzurlu zamanlardı. O yüzden insanlar yan yanayken bile kendi dijital kuyularında bile isteye, tek başına kaybolmazdı. Onun yerine, herkes tan vaktinde kendi ağaç evinde ya da […]

her tohum bir sır küpü!

Bir kuru fasulye taneciğinin bile iki parmak pamuk ve birkaç damla suyla canlanabildiğini gözlemlediğim çocukluk yıllarından beri tohumlar beni büyüler. En çok da onların temsil ettiklerine bayılırım. Her biri içinde kendi sırrını ve bir gün var edeceği saklı dünyasını taşır. Sabırla bekler, direnir, dayanır ve günü gelince var eder.  Ne dişi, ne kudretli bir sihir […]

sinsi Elf’le başı dertte

Kendi gözlerimle görmesem inanmazdım ama Amerika’da ciddi bir Elf istilası yaşanıyor! Başını sallayarak onayladığını görür gibiyim. Desene, sizin evde de rafın tepesine çıkmış bir Elf var! Oradan her anını izliyor, o koca gözlerini hiç üstünden kaldırmıyor, ısrarlı bakışlarını teninde hissetmek artık seni ürkütüyor. Ama o, durumun farkında değilmişçesine durmadan gülümsüyor. Ha bire evin içinde dolaşmak […]

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön