İçimde Kalacağına

kadınlar ifşa ediyor

Birkaç gündür Türkiye, tacizcileri ya da tecavüzcüleri ifşa eden kadınların sesleriyle çınlıyor. Çınlasın da zaten. İfşa edilenlerin çoğu yaşını başını almış, hayatta bir yerlere gelmeyi başarmış adamlar. Zaten biraz da o başarıdan gelen gücün, konumun, saygınlığın ve güya hak edilmiş dokunulmazlığın gazıyla yapıyorlar bunları. Fitil edebiyat alanında yandı. Kültür, akademi, iş dünyası derken alev büyüyor. Büyüsün de zaten.

İfşa edilenler ve suçlu olanlar afilli cümlelerle kılıf bulmayı seçeceğine elini vicdanına koysun, sussun ve utansın. İfşa edenlerin travması zaten dinecek gibi değildir ama en azından artık içine atmadığı için, artık yalnız olmadığını anladığı için onların da gönlü biraz olsun rahatlasın. 

Ve lütfen tüm bunların ötesinde bir şeylerin değişmesi için, ifşa edilen edimlerin yok olması ya da en azından azalması için adımlar atılsın.

Nasıl mı?

Dumanlar ilk tütmeye başladığında sevgili Asu Maro yazdı “Eril faillikleri!” Artık o da ne demekse, herhalde onun çıkarımındaki gibi maço erkek dilinde akıl tutulması olarak okumalıyız bu pek sofistike tamlamayı! Eril faillikler – Asu Maro (milliyet.com.tr)

Kıymetli Mine Söğüt de bambaşka bir yönden konuyu ele alıp, benim anladığım, bunların münferit olaylar değil aslında derin mi derin bir sistem sorunu olduğunu anlattı, ne de iyi etti. Mine Söğüt : İfşa ediyorum (cumhuriyet.com.tr)

Yazan çizen birçok kişi oldu bu konuda, eksik olmasınlar. Fikirleriyle sözleriyle önemli bir kadın sorununa el atmış oldular. Daha bu konuda düşünenler, aklından, gönlünden geçenleri söyleyerek katkı sunanlar da olacaktır ve olsun da. Tam tersini yapanlar da var, onlar da hep olacaklar, elden ne gelir!

Ben suskun kalmak istedim önce. İzledim. “Amerika’daki ‘Mee too’ hareketi gibi mi olacak. ‘Ben de! Benim de başıma geldi’ diye dalga dalga mı yayılacak” dedim. 

İçimde Kalacağına

Ama kayıtsız kalınacak gibi değil.

Yazmak, konuşmak, hatırlamak istemediğim bir konu bu.

Tek bir örnek vereceğim o yüzden. Onu da erkeklere vereceğim. Bu konuda “masum” erkeklerin, kadınların deneyimine empati duyma ve kadınların, kendi kız çocuklarının ve kadın akrabalarının yanında durabilmelerinin neden anlamlı ve gerekli olduğunu anlama ihtimallerine inanmak istediğim için yapacağım bunu da. Çünkü ifşa edilecek şeyler yapmayan erkeklerin ifşa eden kadınları anlaması çok önemli.

ÜMİT YOKSA BİZ DE YOKUZ!

Bazı erkek çocuklarının başına gelmiştir kötü ünlü “muhabbet kuşu” travması. Genellikle kendini bilmez bir yaşlıca teyze ya da şuursuz bir babadır müsebbibi. Konunun başkahramanı olan oğlan küçüktür, organı da tabii. Tabii bazı durumlarda oğlan büyüse de alışkanlık değişmez ama genelde hep minicikten başlar travma. Oğlancık da bedeni de küçüktür küçük olmasına ama ne hikmetse o pipi bir türlü rahat bırakılmaz! 

“Göster teyzelere oğlum” misali anlar yaşanır, olur olmaz yer ve zamanlarda. Ya da bizatihi ellenir pipi. Uğraşılır onunla ve tabii çocukla. Tutulmaya, ellenmeye, bakılmaya, gösterilmeye, yakalanmaya, zapt edilmeye, sıkıştırılmaya çalışılır. Üstelik bu genellikle bir evin, salonun ya da bir misafir odasının vb mahreminde ama o mahremiyete ve yakınlığa ihanet edilerek ve küçük oğlanın özeline ve bedensel bütünlüğüne -en azından duygusal anlamıyla- tecavüz edilerek yapılır. 

Bunlar olup biterken, yaşanan durumdaki garipliği anlayanlar bile bazen gözleri dolan, hırpalanan, çaresiz kalan, gururu yaralanan, kendi bedenine yapılan müdahaleye karşı elinden bir şey gelmemenin acısını yaşayan “aslan oğlanın” yardımına koşmaz. Yalnız kalır o. Yalnız bırakılır. Anlayamaz. Anlatamaz. Rahatsız hisseder. Ama hislerine güvenemez. Yardım istemek ister ama konduramaz. Hatta bazen gülmeye, en azından gülümsemeye çalışır. Çünkü alaycı ve güya şakacı sözlere ve abartılı hareketlere gülüşmeler, kahkahalar, kıkırdaşmalar eşlik etmektedir. Ve herkes keyifli görünmektedir!

O zaman ben neden böyle hissediyorum diye merak eder oğulcuk. Yalnızlığı, korkusu, güvensizliği, tekinsiz huzursuzluğu katlandıkça katlanır. Yaşam daha o yaştan bir zavallı öğrenilmiş çaresizlik, sevdikleri tarafından yalnız bırakılmışlık, değer verilmemişlik ve dolayısıyla öz değersizlik ve kendi olana sahip çıkamamış olmak sarmalına kaptırır paçasını. Oradan sonrası… Artık kimbilir.

İFŞA EDEN KADINLARA İNANIN!

Bu anları yaşayan erkekler ya da bunlara şahit olan ve insan olmalarından mütevellit bu durumdan rahatsızlık duyan erkekler! Şimdi alın o anlarda yaşadığınız ve hala unutamadığınız duyguları, onları büyütün büyütün büyütün! O büyüttüğünüz duygu bulutu, ifşa eden kadınların hissettiklerinin yanında inanın, sadece bir toz tanesi. 

O yüzden ifşa eden kadınlara inanın. Kaçınız en basitinden “komşu teyze her gördüğümde beni mıncıklar, pipimi de sıkmadan bırakmazdı” cümlesini, gözleriniz dolmadan ya da mideye bir yumruk daha almadan kurabildiniz? Kurduysanız o cümleyi, sizi dinleyen, önemseyen, anlayan ve size destek veren kaç kişi bulabildiniz? O kişilerden kaçı hala yargılamadan yanınızda? Sizler bunu birinin oğluna yapar mıydınız? Biri oğlunuza yapsaydı bunu, ne hissederdiniz? Oğlunuz yapanı ifşa etseydi, ne hissederdiniz?

Düşünün.

Hatırlayın.

İfşa eden kadınlara inanın!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön
%d blogcu bunu beğendi: