İçimde Kalacağına

buralar hep dutluk kalsın

“Sosyal medya çıkalı eşekler çoğaldı” diyeceğim ama ne günahı var ki o tatlı hayvancıkların?  Hem maalesef sapık da bol memlekette, maazallah! “Çeşitlerimiz içeride” diyeceğim, o da değil; sapığın sapı boş durur mu, hepsi sokakta, evde, okulda, her yerde! Ayrıca bunlar öyle kendi halinde eşek falan da değil, düpedüz “cavanar!” 

Haklısınız, doğrusu öyle değil! Ama birçok çocuk o masum gözlerini koca koca açarak hatta bazen mini fil tükürük efektlerini de işin içine katarak ve daha da önemlisi inanarak öyle bir “cavanar!”diyor ki. Minik insanlarınki tercihimdir, pek derin hislerime saygı duyunuz istirham ederim. 

Ne diyorduk? Malum, hepimizde hepsi var. İyilik de kötülük de. Yüce gönüllülük de kötücüllük de. Evet, hayat çok şeyi belirliyor ama sonunda söz bizim ağzımızdan çıkıyor. Bazısı yüreğini incitiyor insanın, bazısı duyanın kalp bahçesine umut tohumları atıyor…

Ve SM bunun turnusol kağıdı! Hem de en hasından. İyilerin sesi çok da yüksek çıkmıyor her zaman görebildiğim kadarıyla. Ama kötüler de bir saniye susmuyor!

İçimde Kalacağına

Nerede birikmiş bunca kin? Din, dil, yaş, cinsiyet, milliyet, soy sop, kan revan, gırla! Hani empati, azıcık saygı, bir tutam nezaket, biraz hürmet, zinhar! 

Neyle besleniyor bu insanlar, kan portakalı? Nasıl uyuyorlar akıllarında bunca kötülükle, baş aşağı? Her gün, her gece, başka bir korku filmi mi demek onlar için? Ya da sonu hep kötü biten bir başka yetişkin masalı? Niye böyleler? Kimse onlara ninni söylemedi mi? Korkunca sarılıp sakinleşebildikleri bir oyuncak ayıcıkları bile mi olmadı? Saçını parlatana kadar tarayanları, sütle kurabiye hazırlayanları, ateşlenince başında sabahlayanları? Onlar kimsenin bir taneciği değil mi? Sevginin ilk harfindeki yılana bile hasret mi? 

Bilmiyorum. Bilmek ister miydim yoksa bilsem ben de aynı kirle lekelenir miydim onu bile bilmiyorum!

O yüzden şimdi sana bir teklifim var: Burası sadece seninle benim sırrımız olsun mu? Mesela biz sadece sevdiklerimize fısıldayalım. Onlar da isterse sevdiklerine söylesin. Öyle ara sıra buluşalım, ne duyduk ne düşündük anlatalım ve “hallarımızı söyleyelim.” Böylece iç sesine gülüp geçen, vicdanına “boş geç” diyen, düşünmeye üşenenler hiç zahmet edip gelmesin.

Hem ne demiş atalarımız “İnsanın insanlığı, keyifli saatler geçirdiği mesire alanını nasıl bıraktığında gizlidir!” İnsana çiçek lazım, çöp değil!

buralar hep dutluk kalsın” üzerine 3 görüş

  1. merhabalar ( :
    ahh yine insanın yüreğine dokunan muhteşem bir yazı kaleme almışsınız.. tasvirleriniz tek kelimeyle harikulâde.. siz hep yazın biz hep okuyalım.. keşke herkes sizin kadar duyarlı, sizin kadar hassas, sizin kadar zarif, sizin kadar naif, sizin kadar iyi olsa.. işte o zaman kötülüklerle dolu bu dünya yaşamaya değecek muhteşem bir yer olur..

    sevgiler, selamlar, esenlikler gönderiyorum..

  2. merhabalar ( :
    ahh yine insanın yüreğine dokunan muhteşem bir yazı kaleme almışsınız.. tasvirleriniz tek kelimeyle harikulâde.. siz hep yazın biz hep okuyalım.. keşke herkes sizin kadar duyarlı, sizin kadar hassas, sizin kadar zarif, sizin kadar naif, sizin kadar iyi olsa.. işte o zaman kötülüklerle dolu bu dünya yaşamaya değecek muhteşem bir yer olur..

    sevgiler, selamlar, esenlikler gönderiyorum..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön
%d blogcu bunu beğendi: