Kendimi bu devirde kimsesiz hissettiğim zamanlarda dönüp dönüp okuduğum bir söz söylemiş Dalai lama: “Gezegenin daha fazla sayıda başarılı insana değil barış getiren, şifa veren, onaran, hikaye anlatan veya sevginin her türlüsüyle dopdolu olan insana ihtiyacı var.” demiş.
“Tespit doğru olmasına doğru da bizi bulsa bulsa vicdansız kapitalistler, savaş sever “liderler” ve şuursuz fenomenler buluyor” diye ahlanıp duruyordum senelerdir. Gel gör ki hiç beklenmedik bir gelişme oldu ve birkaç ay önce Amerika’nın güneyinden, Teksas’tan alışılmadık haberler gelmeye başladı: Fort Worth, Teksas’da bulunan Vietnam Budist Tapınağı Huong Dao Vipassana Bhavana Merkezi’nden yola çıkan bir grup keşiş artık bütün dünya tarafından izlenen Barış için Yürüyüş’ü başlattı.
Teksas, Kentucky ve Virginia gibi eyaletlerin yanı sıra Fransa, Tayland, Laos, Vietnam ve Hindistan gibi ülkelerden gelen bu keşişler en eski Budist geleneği olarak bilinen Budist Theravada Geleneğine (Eski Öğreti) mensup. Hepsi yürüyüşü planlayan ve hayata geçiren öncü keşiş Bhikkhu Paññākāra’nın davetine karşılık vererek onun peşi sıra yürümeye karar vermiş. Yüz küsur günde neredeyse dört bin kilometre yürümek hedefiyle yola çıkmışlar. O günden bu yana yani Ekim ayından beri sıcak demeden soğuk demeden varış noktaları olan başkent Vaşington’a doğru kurtarılmış köpekleri Aloka ile birlikte yürüyorlar.
Önceleri öyle pek kimsenin haberi olmadı bu yürüyüşten. Sanırım insanların ilgisini çeken başlarına gelen trafik kazası oldu. Ve o trafik kazasında bacağını kaybeden Muhterem Keşiş Maha Dam Phommasan’ın kazaya neden olan sarhoş sürücüyü affetmesi… Düşünsene, adamın biri kafayı bulmuş bir halde araba kullanırken yürüyüş konvoyuna çarparak iki kişinin yaralanmasına yol açıyor. Bunlardan biri olan ve kazada bacağını kaybeden Muhterem Keşişse sürücüyü affediyor. Üstelik bu yetmezmiş gibi bir de kesilmiş bacağını barışa adanmış bir adak olarak gördüğünü açıklıyor!
Devrin kendi çıkarından başka şey düşünemez olmuş insanları için akıl almaz bir durum bu! Belki de insanları bir an durup düşündüren sonra da onları izlemeye iten de bu! Bir başkasının iyiliği için kendini feda etmeye gönüllü olmak ne demek onları adım adım izlerken öğreniyoruz hepimiz. Kimse onlara kapısını açmıyorsa çadırlarda gecelemelerinden, çıplak ayaklarına oturmuş kan izlerinden, onlara sunulan çiçeği nezaketle alıp bir süre taşıdıktan sonra hediye edişlerindeki incelikten ve tüm bunları sadece barış için yapmayı seçmelerinden öğreniyoruz.
Bugün Barış Yürüyüşü’nün yüzüncü günüydü ve Muhterem Keşişler eski güneyin başkenti olan Richmond’dalardı, Amerika’daki iç savaş sırasında güneyin başkenti olan Richmond, Virginia’da. Ülkedeki en derin düşmanlıklardan birinin en yakın şahitlerinden olan bu şehirde Virginia’nın Demokrat Partili valisi Abigail Spanberger Barış için Yürüyenlerle halka açık bir toplantıda bir araya gelerek 2 Şubat 2026’yı Barış Yürüyüşü Günü ilan ettiğini açıkladı.
Etkinlik sırasında bir konuşma yapan Bhikkhu Paññākāra’nın son günlerde rahatsız olduğu biliniyordu. Kendisini daha iyi hissetse de tam olarak iyileşmediğini, hasta olan başka keşişlerin de olduğunu ama asla vazgeçmeyeceklerini söyledi. “Biz bu yola bu uğurda canımızı vermeyi göze almış olarak çıktık” dedi. “Biz vazgeçmeyeceğiz merak etmeyin, siz de vazgeçmeyin.” dedi.
Yarın sabah her sabah olduğu gibi şafakla birlikte yola çıkacaklar. Louisiana, Mississippi, Alabama, Georgia, Güney Karolina ve Kuzey Karolina’yı yürüyerek geçtikleri gibi Virginia’da da günün aydınlık olduğu saatler boyunca yürüyerek başkente doğru ilerlemeye devam edecekler. Her gün sayısı daha da artan ruhani takipçileri de onları izlemeyi sürdürecek.
Öğle ve akşam molalarında yaptıkları konuşmalarda verdikleri mesaj aslında çoğumuzun bildiği ama göz ardı ettiği cinsten: “Barış seninle başlıyor. Dünya barışı senin güne ‘bugün benim için barış dolu bir gün olacak’ demenle başlıyor. Dünya barışı birçok insanın bunu farkındalıkla ve inararak söylemesiyle mümkün.”
Eğer her şey planladıkları gibi giderse 11 Şubat’ta Vaşington’da olacaklar. Zamanı oraya varışlarına bağlı olarak belirlenecek bir saatte onlarla birlikte yapılacak toplu meditasyona davet ediyorlar herkesi, hepimizi. Barış, sevgi dolu incelik ve şefkat için nefeslerimiz buluşsun çağrısı bu bir çeşit. Yolda geçerken dokundukları kalplere verdikleri şifanın derinliğine şahit olmuş biri olarak bu çağrıya uyan binlerle, on binlerle, hatta belki milyonlarla aynı anda aynı niyetle soluk almanın düşüncesi bile bana umut veriyor.
Barış benimle, seninle, on binlerle, yüz binlerle başlasın ve tüm gezegene yayılsın istiyorum. İnanıyorum ki dünyamızdaki ve ruhlarımızdaki barış için hepimizin bir yerlerden başlaması ve elinden geleni yapması gerekiyor. Halen fırsatımız varken, henüz dünya tamamen elden gitmemişken biz de bir yola çıkalım ve yolumuza ne çıkarsa çıksın yılmayalım diye niyet ediyorum. Eminim ki bu keşişler bu yola çıktıysa bir bildikleri var ve hiç şüphe yok ki bizim de onlardan öğrenecek çok şeyimiz var!
