Soranlar oluyor… “Sen hiç bu kadar ara vermezdin yeni yazılar paylaşmaya” diyenler var bir de… Ne diyeceğimi bilemiyorum pek ama bir yanıt borcum da var, o kadarını biliyorum. Cevabı kısmen de olsa vermeyi deneyeyim: Bilen bilir dönüp dolaşıp kalemimin ucuna doladığım kavramlardandır ses ve sessizlik. Galiba bu aralar sessizlik değil sözsüzlük oldu durağım. Eskiden ara ara küstüğüm olurdu yazmaya ama bu küskünlük de değil sanki garip bir sönüklük. Kağıdıma gölgesi vuran ateşimi harlandırma hevesim de yok, ne yalan söyleyeyim. Hatta temiz hava içeri dolsun diye odayı havalandırma derdim de yok. Kafamın dışında, kapının ardında bir koca dünya var var olmasına ama sor bakalım kimin umurunda. Öyle işte… Bu da geçer *…
*Aşkın yerine yazmayı koyarak söyleyelim mi şarkımızı…
