hayal ediyorum, öyleyse varım!

Bence hayal gücü, insanın süper güçlerinden biri. Hatta belki de en süperi! Hani insanüstü güçlerle donatılmış kurgu kahramanlar var ya, filmlerde ve çizgi romanlarda karşımıza çıkan… İyi beslenen bir hayal gücü seni beni de onlar gibi eşsiz yapıyor işte. Üstelik eşsiz olmakla da kalmıyoruz… Bir hatırlasak, gücümüz aslında ne çok şeye yetiyor: Nerede olursak olalım, başka bir yerde hayal edebiliyoruz kendimizi örneğin. 

Mesela içimiz sıkılıyor o gün. Kös kös evdeyiz, planımız, programımız yok… “Aman koş, derdime yetiş” diyenimiz yok. Kanepede yayılarak pineklemek suretiyle başkalarının çoktan kurup ışıklı bir kutuya tıkıştırdığı hayallerle oyalanabiliriz. Ama oyalanmak zorunda değiliz! Süper gücümüzü kullanıp kendi hayallerimizi kurabiliriz. Kendimizi istediğimiz zamana, boyuta ya da mekana yollayabiliriz, gözlerimizi kapadığımız anda. 

Kendimizi şekilden şekle, kılıktan kılığa sokabiliriz parmaklarımızı bile kıpırdatmadan. Hem de bunu aptal bir kutuyla ve bir sürü lego kişisi boyutlu insanla cebelleşmeden yapabiliriz! Legoya basmanın rakipsiz zevkini tadanlar, bu durumun ne kadar ayrıcalıklı olduğunu da kolayca anlayacaktır şüphesiz.

Sanırım hayaller ve onların gücünü iyiye kullanmakla ilgili asıl önemli konu, hayalleri hangi niyetle kullandığımız… Diyelim hava buz, duvarlar kağıt gibi… Üşüyorsun! Ne yaparsın? İçinde bulunduğun mekanı ısıtmak için elinden geleni yaparsın, değil mi? Yaratıcılığını bir çözüm üretmek için kullanırsın. Aklına gelen bütün yolları denersin ısıyı artırmak için… Yakacak bir şey ararsın, hoplayıp zıplarsın, daha kalın örtüler alırsın omuzlarına, ne bileyim içecek sıcak bir şey hazırlarsın…

DERTLER SİLİNİR GİDER YÜREKTEN

Baktın ki fiziksel koşulları iyileştirmek için yapabileceğin hiçbir şey yok. Ve diyelim evde bir insan bir de kedi yavrusu var üstüne üstlük. O zaman vakit kaybetmeden en sıcak odada yere kalın bir battaniye yayarsın. Üstüne bir de çadır kurarsın, ister masa altına, ister sert koltuk minderlerinden destek alarak. Sonra hafif hafif ısınmaya başlayan çadırın içinde, uzun tüylü bir battaniyenin altında kucağına alırsın iki evladı: Kurdun mu hayalden bir ülke kendi ellerinle… İşte o zaman ağzından çıkan dumanı, yaklaşan tehlikenin habercisi değil de uzaklarda, çok uzaklarda yaşayan sihirli ejderhanın nefesi yaparsın, kendin ve miniklerin için. İstersen bir de mum katılır maceraya… Diyeceğim, çadır duvarında gölgeler uzarken, dertler silinir gider yürekten. Hayaller içinizi ısıtır, çadırdaki huzurlu soluklarınızsa bedenlerinizi.

Diyeceğim, an gelir hayat kurtarır hayaller. Abartmıyorum, hiçbir şey yapmasa bile insanı korkudan ya da kaygıdan, e hadi hiç olmadı, can sıkıntısından kurtarır… 

Bence iyi hayallerin kötüye evrilmesinin tek yolu vardır: Nasıl mı? Ortada bir sorun varsa… O sorunun çözümü biliniyorsa… O çözümü hayata geçirmek de olasıysa ama yine de bu yapılmıyorsa… Ve onu çözmek yerine kendiliğinden ya da ejderhanın sihriyle onun mucizevi bir şekilde çözüleceği hayal ediliyorsa… 

Yani hayal etmek, çözümün parçası değilse artık. Sadece hareketli bir dimağın kişinin yapıp edeceklerini kısıtladığı bir yanılsama olduysa… İşte o zaman hayaller artık sadece zaman kaybıdır. Ve tatlı birer olasılık çiçeği değil tembel birer inkar mekanizmasıdır.

Oysa ne çok şeyin tohumudur hayaller… Aya gitmenin… Adını bile henüz bilmediğimiz öbür aylara, gezegenlere ışınlanıvermenin… Kimselerin çocuklarını ısıtmak için saç kurutmayı açmak zorunda olmadığı, yan odada kendini öldürecek kadar çaresiz kalmadığı bir dünya inşa etmenin…  

Hayata inat, güzel hayaller kuralım. Hayallerin gerçek olması için gereken çabadan yılmayalım. Süper gücümüzü kimselere kaptırmadan, kabus gibi gerçeklerin haşinliğinden, hayallerin elde edilemez uçuculuğuna sığınalım. Hepsinden önce kendimize ve iyiye inanalım. Hayal ediyorum, öyleyse varım!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön