uzun yol seyahati

Uzunca bir zamandır, kıtalararası yolculuk yapan kuşlar misali, durakları hep kısa süreli ve geçici olan bir aile var tanıdığım. Hani olur ya bazen, bir türlü içine sinmez an: Doğru yerde olduğunu hissedemezsin. Açarsın camı, havayı derin derin içine çekersin, ciğerlerinin temizlendiğini fark edemezsin. Hava sıcak da olsa soğuk da bir türlü uymaz sana, giydiğin hırkaya […]

bir rüya gördüm sanki

Dün gece değişik bir rüya gördüm.  Rüya bu ya, meğer bizim dünya dediğimiz yer, içinde milyonlarca salon olan bir sinemaymış. Ve tabii hayat dediğimiz de başka başka senaryoları olan filmler, o filmlerin belkemiği olan senaryolarmış. Merak edip dolaşmaya başladım yavaştan. Salonlar nasıl kalabalık, nasıl. Torun torba bir kakofoni var bazı salonda. Pikniğe gelmişler gibi, bir […]

şampiyon sensin

Kendi akıllarına bayılan kafasızlarla aklından şüphe etmeden nefes alamayan kararsızlar çift kale maç yapsa sonucu ne olurdu dersin? Hangi takımın taraftarı “bu da mı gol değil?” bağırışlarıyla stadı inletirdi? Şarkı söylerken nasıl göründüğüyle çıkardığı sesten daha çok ilgilenen müzik meraklılarıyla her gün en az iki saatini sesini geliştirmeye ayıran daimî müzik öğrencileri yarışsa? Hangisinin tınısı […]

patlarım bak!

Bugünlerde kendimi patlamaya hazır cin mısır gibi hissediyorum! Sanki içimi bir ton mısırla doldurmuşlar. Yetmemiş, dünyayı da mikrodalga fırın yapmışlar. Hadi bakalım, kolaysa ayıkla şimdi pirincin taşını ya da benim durumumda mısırın patlamışını patlamamışını! Herhangi biri kendi duygularına, diyelim hırsına, garezine, dışa yansıttığı öznefretine yenilip konuşmaya ya da davranmaya başladı mı benim mısırlar da ardı […]

filtresiz!

Son yıllarda filtre pek bir moda! Kusurlarımızı gizleyip en iyi yanlarımızı ortaya çıkaran pozlar veriyoruz, popüler kültür ve magazin mecralarından başarıyla öğrendiğimiz gibi aynı. Sonra o yetmiyor gibi üstüne de filtreleri güzelce basıyoruz… Saçlar pırıl pırıl, ten pürüzsüz, gözler ışıl ışıl, göbekler dümdüz! Özene bezene yaratılmış gibiyiz hepimiz. Ama sanki biraz da karbon kağıdından çıkmış […]

silgisiz resim

Dün gibi aklımda: On yaşlarındayım, okulda, dersteyiz. Öğretmen durup dururken “Hayat silgi kullanmadan resim yapma sanatıdır” deyiverdi. Nasıl yani, bu ciddi bir laf, böyle şapadanak söylenecek şey mi? Donup kaldığımı hatırlıyorum oturduğum yerde! Kafamda deli sorular, çözüm arayışları daha doğrusu çırpınışları… Anladığım kadarıyla yaşıyoruz, yaşarken resim yapıyoruz, bir şeyi yanlış yaparsak yani kötü çizersek onu […]

yaslan arkana

Varsay ki hafta bitmiş ama seni de bitirmiş. İş güçle cebelleşmekten günler nasıl aktı bilemeden, zamana karşı savaştan sonra zafer anlamına gelen cuma günü mesai bitimini bulmuşsun nihayet. Bütün vücudu saatlerdir koşmaktan sızım sızım sızlayan bir koşucunun bitiş çizgisindeki hali gibi yorgun ama gururlusun. Kısa da olsa bir şey izleyeyim, bir bölüm komedi dizisi mesela […]

taş bebek

Müze gibi evler, uçak gibi arabalar… Ve hatta biblo gibi bebekler, taş bebek gibi insanlar… Örnekler neredeyse sonsuz ve çoğu ulaşılması hedeflenenleri simgeliyor. Dahası “ideal”i betimliyor. Yani sadece “zenginliğin” ve “başarının” değil aynı zamanda arzulanması şart olan “kusursuz güzelliğin” tanımı bunlar. “Yolun bu” diyor adeta, “işte bu istikamette uzun adım git şimdi” diyor! Oysa düşünüyorum […]

canavar

Can dostumun filizi, manevi yeğenim, bidicikken canavara “cavanar” derdi: Yatağın altına saklanan, perdenin arkasından gözetleyen, gardırobun içinde pusulanan, özellikle de gecenin karanlık sessizliğinde sinsice bekleyen cavanar! Düşündüm de canavar, çocukluğumuzun kabusuydu. Sonra büyüdük hepimiz. “Hakikatle” yüzleştik. Birer yetişkin olduk. Ve tam da bu nedenle, çoğumuz mutsuz olduk! Çünkü zaman, içimizdeki saf masumiyeti ve korkmadan hayal […]

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön