İçimde Kalacağına

“Kimseye etmem şikayet”

Uzun uzun öttürülen bir tren düdüğünü bu kadar hüzünlü yapan şey nedir? Hele geceyi yarıyorsa o ses, hiç kağıt görmemiş bir kumaş makası ipeğe dalar gibi? Neden “en efkarlı sigarayı tüttürmenin vaktidir şimdi” dedirtir insana. Hem tekinsiz ve tehlikeli, hem de gürültücü ve kederli…

Nedense hep içimi üşüten seslerdendir tren düdüğü… Keza vapur düdüğü de bir miktar, birazcık ama çünkü onun yanında İstanbul da var…

Galiba trenleri kavuşturan bir taşıma aracı olarak göremeyenlerdenim. Biliyorum saçma ama elimde değil. Evet, trenler çift taraflı çalışıyor, insanlar bazen ayrılıyor ama bazen de kavuşuyor. Aklım, onay verircesine başını sallayacak buna ama duygularım kararlı. Onlara sorsan: Her tren ayrılık, her düdükse hıçkırık! 

İçimde Kalacağına

İşin garip yanı, hayatında sayfiye treni dahil ve yeraltı metroları hariç bindiğim tren sayısı iki elimin parmaklarını geçmez. Binince de oturur kitabımı okurum, arada camdan bakarak dışarıda birbirine karışan ve biteviye akan hayata göz atarım. Çıkı çıkı seslerine odaklanırım, telgrafın tellerine konan kuşlara bakarım. O zaman nedir bu arabesk kara tren hisleri? Gel de çöz bu hissin kaynağını bakalım!

Eskiden olsa, “şeytan tırnağıyla oynamaya doyamayan bir acıdan haz alma hali” mi bu diye yoklardım kendimi. Melankolik bir ruh halinin hönkürerek ağlamaya kadar uzanan yolunun ilk adımı… Arka fonda keman ara taksim… Yıldızlara küs bir gece, illa da bir anı fotoğrafı çekilecek köşede…

Ama yok ben artık büyüdüm. 

Üstüne bir de, kendini insan uygarlığının zirvesinde sanırken kibri, bencilliği veya cehaleti nedeniyle şapa oturanlarla aynı devirde yaşama şansını buldum. Akıl almaz bir bilgi birikimi bir yanda! Akla ziyan bir bilim düşmanlığı öbür yanda. Anlayacağın, ben de insanlığın en talihli nesillerinden birinin üyesiyim. Şüphe yok ki en eğlenceli devirlerden birinde dünyaya gelmişim! 

Nereye çevirsen kafanı, renkli renkli ekranlar! O renkli ekranlardan hayata sızan sahte sesler, yapma görüntüler, olaylar olaylar! Yaşasın! Tam bu sabun köpüğü meşguliyetlere dalacakken yine… Bir reklam cıngılından zihnimi bir anda çekip alan… Bir tren sesi… Uzaklardan yaklaşan… Varan… Ve yine uzaklaşan… Nedense her geçişinde bana “Alnına koyarken veda busesi” şarkısını hatırlatan… 

Madem öyle… Madem, acıların en tatlısını, aşk acısını düşürüyor aklıma, zaman. Ki zerre alakam olsa da içim yanmasa! 

Olsun, ne yapalım… Madem kısmet olmamışların, kaçışı olmayanların ya da belki yaşanmamış ama katılarak şahit olunmuşların zamanı bu gece… Anlatacaklar, dinleyeceğiz… Tren düdüğü ötecek, içimiz titremeden kulak vereceğiz, en azından bunu deneyeceğiz… 

İhtimal ya “Giderken, bavuluna kalbimi de atsaydın bari” çalacak, kelimelerin gücünü iliklerimize kadar hissedeceğiz. Bu gece gözler şişecek belki biraz ama sabahına dünyayı daha iyi gözlerle görecek. Sonra birkaç haftaya kalmadan derinden bir tren sesi gelecek.  Yine… Ve radyoda hiç çalmayan şarkı “Kimseye etmem şikayet” denk gelecek. Aynı döngü devam edecek ihtimal bir süre daha. Ta ki bir gün trensiz yere gitme vakti gelene dek hayat sürecek… 

“Kimseye etmem şikayet”” üzerine 4 görüş

  1. Ne kadar güzel bir yazı.. bu yazıyı övmek için söyleyeceklerim naif kaçabileceği için az diyorum. Kısacık ama kısa-öz yazılar… insanı okurken oradan oraya sürüklüyorlar, ve bazen de yüzde yüz öngörülemez yönler bunlar. Örneğin tren–>vapur–>Istanbul, örneğin tren yolculuğu–>telgrafın telleri–>arabesk hisleri…

    En sevdiğim sözcük ise bu yazıda… the Oscar goes to: çıkı çıkı… çıkı çıkı… çıkı çıkı… (evet aynen de öyledir, hayret ben niye hiç öyle düşünmedim de ilk defa bulmuş gibi sevindim, çok da hoşuma gitti)

    Teknolojik olarak geride kalsa da (öyle mi hakkaten?), hep bir saygım sevgim vardır trenlere. Trenler özeldir. Trenler de bana hep bizde erken Cumhuriyeti, ABD’de de FDR/New Deal dönemini hatırlatır. Bir de bazı yerli filmleri, Müjde Ar’lı, Şener Şen’li…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön
%d blogcu bunu beğendi: