beyaz mendil

mendilimin ucu

Bu sabah bir dostu, ne zamandır hayatın diğer yakasında bekleyen o yedi tepeli ülkeye uğurladım. Yerine teslim etmesi için iki öpücük verdim yola çıkmadan ona… Birini o ülkeye birini de zeytinli memleketteki tuzlu denize götürsün diye.

Çocukluğumdan kalma bir bayram gününden hediye, kenarı oyalı, incecik bir mendilin hayaline sarmıştım onları. Bir aile yadigarını alır gibi usulca uzanıp aldı. Onlar için göğüs cebinde yaptığı yuvaya yerleştirdi emanetimi ve gitti.

İlkini geçmişimin şehrindeki tılsımlı bir dikili taşın dibine saklamasını söyledim. Nasıl olsa sokaklar ve anlar karşı konulması güç bir ritimde, ona yaklaşan herkesi yoluna katıp sadece önüne bakarak gürül gürül akarken… “Nasıl olsa ne o sütunlara yaklaşan vardır ne de öpücükleri umursayan kalmıştır” dedim kendi kendime, bulup da alan olmaz…

Ege evleri

Diğeri daha kolay bir istek belki de dilekti: “İkinci öpücüğü göz alabildiğine uzanan kumsalların dibinde, sarp dağların bitiminde, hatta o suya kavuşan nehirlerin birinde serbest bırak, o yolunu bilir” dedim. Bunu söyler söylemez suyun tuzlu tadı dudaklarımda dolaştı var olmayan bir meltemin sırtında yanıma gelerek, gülümsedim.

Şimdi uzakta, başka bir suyun önüne kattığı bazı sabahlarda halen yaşadığıma sevinip gözümü coşkulu bulutlara salıp yüzerken… Bazen de hırçın suyun tekinsiz akışında tepe taklak olup kafamı suyun üstünde tutmak için tüm gücümle direnirken… Şimdi içi dolu bir midye gibi ağzımı sımsıkı kapatır güneşten ve aydan saklanırken… Şimdi “Bir başka hayat gerçekten mümkün mü? Hani, elimin toprakla sağaldığı, karnımın onunla doyduğu, dilimin onunla tatlandığı türden… Kimsenin el uzatmadığı başka bir hayat gerçekten mümkün mü?” diye cevabın olumsuz olacağından korktuğum için yanıtının peşine düşmediğim sorular sorarken… Şimdi burada değil o mendilin içindeki düşteyim.

Bir süre önce can dostum, “yazsana” dedi yine; “yine yazsana!” Her şey öyle başladı zaten...
Yazı oluşturuldu 274

mendilimin ucu” üzerine 4 görüş

  1. Yazdıkların, içindeki özlemi ve hayatı sorgulayışını çok net hissettiriyor. Sanki bir yol ayrımındasın; geçmişe bakıp yaşadıklarını tartarken, bir yandan da “Acaba başka bir hayat mümkün mü?” diye kendine soruyorsun.

    1. Yorumun için teşekkürler sevgili Sema. Bence sanatın ve edebiyatın en güzel yanlarından biri seyrederek, dinleyerek ya da okuyarak ona dahil olanların his ve düşüncelerini özgür bırakması… Görüşmek üzere.

  2. Kuşaklar boyu bir İstanbullu olarak sizi anlıyorum. Maalesef biz de eşimle şehrimizi hayallerimizde anılarımızda olduğu gibi yaşatmaya çalışıyoruz. Gittiğimizde hep hayal kırıklığına uğruyoruz çünkü o bıraktığımız şehir artık yok 😢

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön