acil kalp aranıyor!

Eğri oturdum, doğru oturdum. Biraz düşündüm, biraz taşındım. Ve galiba en sonunda meselenin özünü ucundan da olsa yakaladım. Aslında konu ağır konu ama çözümü de bir o kadar basit. Şöyle ki… Nasıl demeli… Bir kerede söyleyeyim bari: En temelde işin özü, toplumsal organ hiyerarşisi! Kulağa biraz garip geliyor değil mi? Aslında çok da değil! Düşünün […]

onunki hayatsa

Küçük oturma odamın büyük camının önünde genç bir bitki azmanı var. Galiba pitos ailesinden, bir tahminim o. Yerini çok sevmiş bir çalı mı henüz gelişememiş bir ağaç mı ondan bile tam emin değilim. Ama neşeli bir tip ve yalnız kalmayı hiç sevmiyor, tek kesin bilgi o… Dallarını büyütüp pencereden içeriye uzatmaya çalışıyor bana doğru. Yan […]

anlamayanlarla anlayamayanların masalı

Anlatmakla anlaşılmak arasındaki uçurumun derinliği beni bazen hayattan bezdiriyor… Sanki aynı dili konuşan uzaylılarız karşımdakiyle ve kelimeler aynı olsa da hepsi birer başka anlam içeriyor. Sanki suya koşan vahşi hayvan sürüleri geçiyor onun anlam dünyasıyla benimkinin arasından. Sanki alternatif evrenlerde nefes alıyor ciğerlerimiz. Sanki saat kolları terse dönerken zaman başka yöne akıyor dünyalarımızda. Kısacası tam […]

kendimle barış anlaşması

Şu yaşıma geldim bu dünyada bir insanın diğer insan kardeşleriyle insanca yaşayabilmesi için önce kendisiyle barışmasının olmazsa olmaz koşullardan biri olduğuna karar verdim. Verdin de ne oldu diyebilirsiniz. Sen barıştın mı kendinle ya da barıştırdıkların oldu mu? Yok. Henüz gelmedi elden maalesef. Yapılacaklar listesine ekledim ve ilhamı bekledim.  Yükleniyor, yükleniyor, hala daha yükleniyor… Öte yandan […]

hepimiz aynı sudayız

Bugünü çalışma değil, yaşama günü ilan ettim. Bence her insan gibi ben de bunu hak ettim. Mevcut dünya düzeninde iş yaşam dengesinin adil olduğuna inananlardan değilim. Hemen herkesin insanca yaşamak için çalışmak zorunda olduğundan hareketle, düşünmeden edemiyorum, iş, hayatın içine ne kadar sızıyor? Kaç kişinin mesaisi, gerçekten de mesai saatleriyle sınırlı kalıyor? Kaç kişinin bilgisayarına, […]

içimdeki matruşkalar

Geçen gün biraz kendi kendimle kalıp içimden geçenleri dinledim. Doğrusu ya, neden bu aralar eskileri hep özlemle andığımı merak etmiştim. Hasretle hatırladıklarımın hepsi sanki birer sepya fotoğraf… Hani o elinde sertçe tutmaya kıyamayacağın cinsten, eşi benzeri olmayan ve dünyaları versen tekrarlanamayacak anları anlatan.  Çoğu sakin kareler. Hemen hepsi tebessümlerle dolu. Daha bebek, daha çocuk ya […]

ev sahibi kedi bey

Havalar soğuyunca bitkileri, çiçekleri içeri aldım. Hoş hava da bir soğuyor, bir ısınıyor. Gün içinde ve günden güne, atletle gocuk arası ileri geri gidip gelen bir çizgide yalpalıyoruz. Artık nasıl bir mevsim dengesiyse? Neyse ki iklim değişikliği sadece bir kötü bir kandırmacadan ibaret de insanın aklına kötü kötü şeyler gelmiyor! Ne diyordum: “Hadi bakalım, salonda […]

koca yürekli minyon penguen

İtiraf ediyorum: Bu sabahımı, yaklaşık 30 santimlik kısacık boyları, ilkokul çocuklarının cetvellerini aşmayan iki bızdık penguene hayranlık duyarak ve aynı anda da onlara sinir olarak geçirdim! Çünkü inadına olgun bir fani değilim, olmak niyetinde hiç değilim! Habere göre Oceanographic dergisi bir fotoğraf yarışması yapıyor ve Alman Tobias Baumgaertner’in Melbourne, Avustralya’da çektiği penguen fotoğrafı ödüle layık […]

aşk hikayesi

50 yıl önce sade ama trajik bir aşk hikayesi utanmadan bütün dünyayı hüngür hüngür ağlattı. Düşün bir kere, dünya küresel bir köy değil henüz! Bırak cep telefonunu, interneti, bilgisayarı, küresel televizyon kanallarını bir yana, renkli televizyonu hatta televizyonu bile mumla arıyor millet! Ve böyle bir zamanda, gencecik, tertemiz yüzlü, ikisi de birbirinden duru bir güzelliğe […]

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön