hepimiz aynı sudayız

Bugünü çalışma değil, yaşama günü ilan ettim. Bence her insan gibi ben de bunu hak ettim. Mevcut dünya düzeninde iş yaşam dengesinin adil olduğuna inananlardan değilim. Hemen herkesin insanca yaşamak için çalışmak zorunda olduğundan hareketle, düşünmeden edemiyorum, iş, hayatın içine ne kadar sızıyor? Kaç kişinin mesaisi, gerçekten de mesai saatleriyle sınırlı kalıyor? Kaç kişinin bilgisayarına, […]

içimdeki matruşkalar

Geçen gün biraz kendi kendimle kalıp içimden geçenleri dinledim. Doğrusu ya, neden bu aralar eskileri hep özlemle andığımı merak etmiştim. Hasretle hatırladıklarımın hepsi sanki birer sepya fotoğraf… Hani o elinde sertçe tutmaya kıyamayacağın cinsten, eşi benzeri olmayan ve dünyaları versen tekrarlanamayacak anları anlatan.  Çoğu sakin kareler. Hemen hepsi tebessümlerle dolu. Daha bebek, daha çocuk ya […]

ev sahibi kedi bey

Havalar soğuyunca bitkileri, çiçekleri içeri aldım. Hoş hava da bir soğuyor, bir ısınıyor. Gün içinde ve günden güne, atletle gocuk arası ileri geri gidip gelen bir çizgide yalpalıyoruz. Artık nasıl bir mevsim dengesiyse? Neyse ki iklim değişikliği sadece bir kötü bir kandırmacadan ibaret de insanın aklına kötü kötü şeyler gelmiyor! Ne diyordum: “Hadi bakalım, salonda […]

koca yürekli minyon penguen

İtiraf ediyorum: Bu sabahımı, yaklaşık 30 santimlik kısacık boyları, ilkokul çocuklarının cetvellerini aşmayan iki bızdık penguene hayranlık duyarak ve aynı anda da onlara sinir olarak geçirdim! Çünkü inadına olgun bir fani değilim, olmak niyetinde hiç değilim! Habere göre Oceanographic dergisi bir fotoğraf yarışması yapıyor ve Alman Tobias Baumgaertner’in Melbourne, Avustralya’da çektiği penguen fotoğrafı ödüle layık […]

aşk hikayesi

50 yıl önce sade ama trajik bir aşk hikayesi utanmadan bütün dünyayı hüngür hüngür ağlattı. Düşün bir kere, dünya küresel bir köy değil henüz! Bırak cep telefonunu, interneti, bilgisayarı, küresel televizyon kanallarını bir yana, renkli televizyonu hatta televizyonu bile mumla arıyor millet! Ve böyle bir zamanda, gencecik, tertemiz yüzlü, ikisi de birbirinden duru bir güzelliğe […]

Pollyanna, söyle bana

Bir şeyi çok istemek ama onun gereklerini yerine getirmeyi ya da sonuçlarına katlanmayı hiç istememek! Ne garip geliyor kulağa ilk seferde değil mi? Oysa bana sorarsan bu, insan olmanın en temel çelişkilerinden biri! Misal, çoğumuz alışveriş yapmaya bayılıyoruz. Ama para harcamaktan nefret ediyoruz. Çünkü para kazanmak için harcanan vakte ve katlanılan fırsat maliyetlerine yanıyoruz! Başka […]

dünyanın merkezine yolculuk

Hayat hamaklarda başladı. İlk zamanlarda güneş her gün başka renkte doğar ve bambaşka bir renkte batardı. Mavi ışıklı cihazların ve onları bağlamak için havada uçuşan dalgacıkların henüz icat edilmediği huzurlu zamanlardı. O yüzden insanlar yan yanayken bile kendi dijital kuyularında bile isteye, tek başına kaybolmazdı. Onun yerine, herkes tan vaktinde kendi ağaç evinde ya da […]

kar duası ve ümit

Bazı insanların yağmur duasına çıkması gibi benim de kar duasına çıkasım var. Daha doğrusu kar duasına oturasım var. Farklı kültürlerde nasıl oluyor bilmiyorum ya da oluyor mu onu da bilmiyorum ama ben bu şahsi ritüeli şöyle tasarlıyorum: Evin en rahat pencere önü kanepesine oturulur. Tercihen bacaklar minderde toplanıp dizler kırılarak rahat bir pozisyona geçilir. Bu […]

iyilik savaşçısı

Çoğumuz alınterine, adabı muaşeret kurallarına, kadın erkek eşitliğine, kul hakkına, akraba sevgisine, komşu teyze saygısına, otobüste ayakta kalan yaşlı gazi hürmetine ve buna benzer, şimdi naftalinlenmeden kaldırılmış birçok kurala bağlı kalarak yetiştirildik. Belki de o yüzden, bizler köşe dönme furyasında kenarda durup fara bakan geyik gibi kalakalanlardık.  Ahlakın yanı sıra bir din ya da inanç […]

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön