İçimde Kalacağına

anne kurabiyesi kokulu odalar

Rahata ermeden ölen babaların çocukları huzursuz yaşıyor galiba. Sırtları koltuğa yaslanmadan oturuyorlar. En leziz tatlar bile olsa tabaklarında, alelacele yiyip, tadını almadan yutuyorlar. Yaşamı kırılmasından korktukları kıymetli bir emanet gibi parmak uçlarıyla tutarak yaşıyorlar adeta. Bir sıkı sıkıya sarılamadan ona içlerinden geldiği gibi, tenini hatta kemiklerini hissetmeden huzurla nefes alıp vermenin, gam lekesiz tek bir an geçirmeden…. Velhasıl, neredeyse emaneten yaşıyorlar…

Eminim babaları görseydi bu hallerini, çok üzülürdü. Eminim, görüyorsa üzülüyordur. Ve hatta şundan da adım gibi eminim ki o babasız kalmış çocuklar, kaç yaşında ve nerede olurlarsa olsunlar, babalarının onların böyle olduğunu görüp üzüleceğini düşünseydi… Ve hatta belki de şu anda bile, onları üzülerek izlediğine ihtimal verseydi… Babalarını üzmemek için olsun, hayata yeni bir dünya gözüyle bakabilmek adına gönülden gelen bir çaba sarf ederlerdi.

Hele o babalar, göbeği zıplayarak, ağız dolusu gülenlerdense… Ayakkabıları en çabuk eskiyen… Omuzları sızlasa bile inatla düşürmeyen… Bebekleri, kedi ve köpekleri çok seven. Güzeller güzeli sesiyle, yürek titreten şarkılar ve türküler söyleyebilen…. İyiliğe, insana, adalete inanan, inanmakla kalmayan ona omuz veren… Çocukken salıncakta, büyüyünce takdir dolu sözleriyle evladını göklere uçuran babalardansa…

Ve tam da en sevdiği şarkı çalmak üzereyken. Tam da ne zamandır burnunda tüten o zahmetli yemek pişmişken ve afiyetle yenmeyi beklerken. Tam da rahata erecekken. Tam bahar gelecekken. Pis mart bitemeden… Gitmişse… Hiç gelmemek üzere yeniden….

İçimde Kalacağına

ÖNCE KADIN VE ÇOCUKLAR

Aslında düşünüyorum da, gemi kazalarında mesela “önce kadınlar ve çocuklar” derler ya… Aslına bakarsan, sanki artık babasız ya da anasız olan çocukları da saymalılar… Kaç yaşında ve nerede olurlarsa olsunlar…

Ya da belki babasız ya da anasız kalmış çocuklarla çok sevip de ayrı kalmışlar ve sevip de doyamamışlar birleşip bir zaman makinesi icat etmeliler. Bakarlarsa ki olmuyor, zaman eğip bükmeye gelmiyor, o zaman da hedef değiştirip anı odaları inşa etmeliler. Anne kurabiyesi kokulu odalar, baba kucağı temalı koltuklar filan tasarlamalılar. Hepsi kişiselleştirilmiş ve özel sipariş üzerine yapılmış olmalı tabii. 

Soydan geriye kalanlar buluşarak anılar ve kahkahalardan bilimsel çalışmalar için gereken saç örneklerine kadar çorbaya katabileceği tüm imkanları birbiriyle paylaşmalı. Farklı teknikleri birlikte kullanarak öyle bir teknoloji geliştirmeliler ki nihayet hayaller gerçek olmalı. Mesela Çanakkale Savaşı’nda şehit düşen büyük büyükbaba, hologramla bir anda karşımızda adeta canlanmalı. Onun anne babası, bunun karısı ya da kocası, şunun teyzesi, berikinin halası, arkadaşı, sırdaşı derken herkes sevdiğine kavuşmalı. Velhasıl bu kız bir şekilde yeniden babasıyla kucaklaşmalı!

anne kurabiyesi kokulu odalar” üzerine 6 görüş

  1. günaydınlar ( :
    yine bir aradan sonra bloğunuza uğrayabildim. bu yazının başlığı dikkatimi çekti hemen okumaya koyuldum. sözlerin insan ruhuna dokunabildiği biliyorum ve bu yazınızda cümleleriniz benim ruhuma dokundu. tüm çocukların ana ve babalarıyla güzel zamanlar geçirmelerini ve keyifli anılar biriktirmelerini diliyorum. üzülmeyin sevgili yazar, bir gün bir yerlerde mutlaka tüm çocukların babalarıyla ve analarıyla kucaklaşacağına inanıyorum..
    sevgiyle, huzurla kalın..

  2. Yazınızı okurken kızlarım geldi gözümün önüne. Babalarını nerdeyse hemen her gün telefonda görseler de bir daha doya doya ne zaman sarılacaklar diye düşündüm. Cevap bulmakta geciktikçe içim daraldı. Yutkundum, yutkundum yine yutkundum.
    Kızlarımın çocukluklarını babasız geçirmelerine sebep olanların çocukları da gün yüzü görmesin bedduası ağzımın içinde büyüdükçe büyüdü.
    Sustum… 😔

      1. Teşekkür ederim de iyileşecek bir yara mı bu bilmiyorum. Onlar Türkiye’de, ben İsviçre’deyim. Sizce iyileşir miyim? 🤔🙄😔

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön
%d blogcu bunu beğendi: