anne kurabiyesi kokulu odalar

Rahata ermeden ölen babaların çocukları huzursuz yaşıyor galiba. Sırtları koltuğa yaslanmadan oturuyorlar. En leziz tatlar bile olsa tabaklarında, alelacele yiyip, tadını almadan yutuyorlar. Yaşamı kırılmasından korktukları kıymetli bir emanet gibi parmak uçlarıyla tutarak yaşıyorlar adeta. Bir sıkı sıkıya sarılamadan ona içlerinden geldiği gibi, tenini hatta kemiklerini hissetmeden huzurla nefes alıp vermenin, gam lekesiz tek bir […]

çiçek çocukları, çevre savaşçıları

Nedense çevreci denince insanların gözünün önünde romantik, hayalci, çocuksu, masum ve doğrusu ya biraz da saf bir tipleme canlanıyor. Buna göre çevreciler kuşlarla şarkı söyleyen, ağaçlarla dertleşen, uğur böcekleriyle tekerleme oyunları oynarken tavşanla kaplumbağanın arasına oturarak masal okuyan kişiler… Boş zamanlarında, ki genel kanıya kalsa çoğu zaten boş gezenin boş kalfası, teletabiler gibi sürekli gülümseyerek […]

Ölü Ozanlar Derneği

Ölü Ozanlar Derneği, birçoklarımızın yüreğini titreten filmlerden biriydi. Zamanı geçmeyecek öğütleri, yarattığı dokunaklı atmosferi, sosyal bilimlerle sanatı, insanı insan yapan değerler olarak anımsatma becerisi ve capcanlı karakterleriyle bence hala da öyle… Bir film değil de bir gözlük adeta o, “al, dünyaya bir de böyle bak” diyen… Ya da bir sihirli kitap, ne arıyorsan onu gösteren […]

gezegen yangın yeri

Sahiller bir yangın yeri… Yemyeşil dağları, ormanları aşıp gelirken içindeki canlıları kavurarak denize koşuyor alevler… Maviyi görünce, suyu deneyip yakamayınca duruyor ancak… Freni patlayınca önündeki eve girerek durabilen yüklü bir kamyon gibi… Duruyor belki sonunda ama bu arada evi de darmaduman ediyor. Bir noktada artık kendiliğinden duruyor. Durdurmaya kimsenin gücü yetmediğinden, eli uzanmadığından, yetişmediğinden ya […]

ümit*sizsiniz

Sene 1999, birçoklarımız gibi benim için de unutulmaz olacağı sonradan anlaşılacak bir gece yatağıma yattım. Sıcakta zor da olsa sonunda uykuya daldım. Kaçtı hatırlamıyorum, uzaklardan gelen bir tır sesi, tren sesi gibi garip, derin, giderek yükselen bir gürültüyle uyandım. Sarsıntı geldi sonra, 17 Ağustos… Biz çıktık dışarı ama yüzlerce, binlerce insan bir daha gün yüzü […]

her şey seninle başlar

Bugünlerde çocuğunun gizli gizli bir şeyler karıştırdığından şüphelenen tecrübeli bir anneninkini aratmayacak keskin gözlemler yapıyorum. Şaka şaka, vaktim oldukça, insanların sevgi, beğeni veya sempati gösterdiği şeylerin ortak özellikleri olup olmadığını anlamaya çalışıyorum. Belirtmeye gerek bile yok ki beğeninin hedefi de derecesi de alabildiğine göreceli ve değişken. Yaşamlarımız birer ormansa, seçiciliğimiz, anılarımız, beğeni eşiğimiz ve tercihlerimiz […]

sen o Salda, ben bu salda

Şu hayatta cevabı gerçekten hayati önem taşıyan birkaç soru varsa ve bunlardan biri yüksek bir yerden kararsızlıkla aşağıya bakarken sorulansa bir diğeri de “çocuk yapsam mı?!” sorusu… Ve kısacık, üstünkörü bir gözlem bile verilen cevabın çoğunlukla hatalı olduğunu gösteriyor. Dünyanın her yerinde böyle bu!  Bunun nedeni bence soruyu eksik sormamız ve cevaplarken yalapşap bilgilerle yetinerek […]

yüzüncü yazı

Yüzüncü yazı göremez belki bu gözler… Ama olsun, yüzüncü yazıyı yazdı; ellerin ve en çok da ruhun yardımıyla, şükür… Bir gece vakti, bir başına ve bir anda başlayan yolculuk, bu kelimelere değen gözlerinle devam ediyor ne mutlu ki…  “Yazı bitmez, uçup gitmez” diye yola çıkmıştım, kısmetse bu yazın sonunda, yazarak geçen bir yılı tamamlayacağım. Yüzüncü […]

gönlünce kükre kedicik

Yaşama dair içimi tırmalayan memnuniyetsizliğin ve tatminsizliğin haddi hesabi yok şu son bir iki gündür. Aslında bunun öyle elle tutulur bir nedeni de yok. Belki de birikmişler, tarafımca `böyle idare ediver` deyip halinin altına süpürülmüşler köpürüyor alttan alta. Uyumak iyi gelirdi. Ama uyumanın birazı kaçmaksa birazı da hafifinden ölmek değil mi?  Neyse ben bu karanlık […]

haymatlos

Haymatlos (heimatlos) vatansız demek malum. Ve vatansız olmak kavramının bendeki ilk çağrışımları olumlu. Çünkü bana önce herhangi bir vatana bağlı kalmadan özgür ve bağımsız olmayı çağrıştırıyor. Dünyanın her yerini işgal etmiş ve parsellemiş sınırların nihayet kalktığı, kolları herkese açık yeni bir ortak yaşam kurma ihtimalini umut ettiriyor. Avrupa’daki Roma’nın şehir şehir, rengarenk, yanık ezgiler eşliğinde […]

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön