İçimde Kalacağına

bir kutu hayat

Düşündüm de… Hayat sanki kutudan çıkan parçalarla mobilya yapma sanatı gibi bazen. Ünlü İkea ürünleri ve benzerleri gibi. Tek fark, adım adım birleştirme rehberinin kayıp, birleştirmek için gereken parçaların çoğununsa eksik olması…

Şöyle ki elinde bir kutu var. “Ne bu?” diye açıp bakıyorsun çünkü onu sen almadın, sana açılmadan verildi “al kullan” diye. Diyelim ki elinde onunla doğdun. İçinde bir sürü irili ufaklı parça… “Bunları birleştirince ortaya ne çıkacak?” diye soruyorsun, “sabret, göreceksin” yanıtını alıyorsun.

Biraz inceliyorsun, cilalı ahşap, sıradan tahta ya da ucuz sunta… Nereden başlayacağını anlamaya çalışıyorsun. Bakıyorsun çivi, vida, conta, tüm o minicik ama eksikliği telafi edilemez birleştiricilerin bazısını buluyorsun, bazısını döne döne arıyorsun.

Sonra tornavidadır, hatta elektiriklisidir, plastik çekicidir, tüm lazım olan alet edevat neyse onu bir araya getirmeye çalışıyorsun. Bazı kutudan bazısı çıkıyor. O kadar şanslı olmayan diğer insanlarınsa taşlarla çubuklarla çözüm aradığına şahit oluyorsun.

Birleştirmeye çalışıyorsun parçaları aklınca. “Şu herhalde buraya giriyor, bu delikle şu delik sanırım karşılıklı geliyor” diye akıl yürüte yürüte ilerliyorsun el yordamıyla. Bazen yamuk oluyor yaptığın bazen dokununca elinde kalıyor. Masa yaptım sanıyorsun, ayakta duramıyor. Çekmece yapsan açılmıyor, açılsa kapanmıyor. Yaptığını söküyorsun, hadiii, en başa dönüyorsun.

çivi

Bazı gün elindekiyle uğraşmaktan çok yoruluyorsun ya da daralıyorsun. Hatta arada “ben bu kutuyla n’apıyorum, peki bu dünyada ne işim var? Hayatın anlamı nedir?” diye sorma noktasına bile geliyorsun… Tabii, bazılarımız hiç gelmiyor oraya, pek şanslı olan bazılarımızsa hiç gitmiyor oradan…

Ama şu ya da bu şekilde elindekiyle uğraşmaya devam ediyorsun. Bir taraftan anlamlı bir bütün ortaya çıkarmaya çalışırken bir taraftan da yaptığında anlam arıyorsun.

Sana verilen kutudan bir keson da çıkabilir, zilyon tane parçadan oluşan dev bir yazı masası ya da bir dikdörtgen sunta ve dört kendinden vidalı ayaktan oluşan bir sehpa da… Kutuyu seçen sen olmadığına göre adil mi bu durum? Elindeki kutunun doğru kutu olduğu ne malum? Öte yandan, yapman gerekenin kolaylığı ya da zorluğu biraz da senin becerilerine ve yeteneklerine bağlı değil mi? Zaten elinden gelenlerin ne olduğunu belirleyen özellikler de başka başka kutularda sana verilmedi mi? Doğru mu sana verilenin altından kalkabileceğin kadar olduğu? Olmayabilir mi?

Kayıp bir kılavuz, kulaktan dolma bilgiler ve bulabildiğin parçalarla yarı karanlıkta yapıyorsun yapılması lazım geleni. Sen yapman gerektiğini düşündüğünü yaparken “çok güzel oluyor, becerdin sen bu işi” diye sırtını okşayan… Ya da “hımm, sanki bu işte bir terslik var” diye çenesini kaşıyan iç sesin… Yoksa asıl mesele o iç sesi duyabilmek mi? Yaptığında ve yaşadığında anlam ararken o yolculukta geçen zamanı su içer gibi yaşayabilmek, sezmek, içinde hissetmek mi? Sana verilen ne olursa olsun ondan üstünde gururla adın yazan bir eser üretebilmek mi?

Kutu mu önemli olan, onu elinde tutan mı yoksa ondan anlamlı bir bütün yapma çabası mı? Yaşadıklarımızdan öğrendiklerimiz… Acıysa ders, çektiklerimiz… Çivi yerine parmağa gelen çekiç… Teslim olmadan çabalamak için “ha gayret, sen bundan da büyüksün!” diye güçlü bir inançla fısıldayan iç sesimiz…

Elimizdekilerle elimizden gelenin en iyisini yaparken kendimizden razı olabilir miyiz?

 

bir kutu hayat” üzerine 4 görüş

  1. Bir yazıyı okuduğumda bazen çok şey söylemek istiyorum.

    Sonra yorum kutusu içinde uzunca bekleyip duygularımın bir bütün haline gelmesini bekliyorum.

    İlk satırı yazmaya yeltendiğimde düşüncelerim, yapıştırılmış dev bir ayna gibi her yerinden oynamaya başlıyor.

    Amannn diyorum tuz buz olacak hepsi dağılacak. En iyisi susmak, en iyisi hiçbir şey yazmamak diyorum.

    En azından bunu anlatabildiğim için mutlu oldum şu an.

    Yazılarınızı çok keyifle okuyorum.

    1. Blogları bu yüzden seviyorum sanki saklı bir cennet gibi içlerinde hazineler barındırıyorlar, insanın kendi duygu ve düşüncelerini, içinde bulunduğu ruh halini anlatabildiği ve ortaya çok güzel içeriklerin çıktığı harika bir platform.

      İçeriğinizi çok faydalı buldum, tebrik ediyorum:))

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön
%d blogcu bunu beğendi: