NY-Halkalı hattı

Daha bugün arkadaşıma “zihnim New York Halk Kütüphanesi ile Halkalı çöplüğü arasında gidip geliyor” dedim. Aklım çok dolu ve onun içine tıkıştıramadıklarım iki kulağımdan sızıp yere damlıyor. Gerçekten de böyle hissediyorum. Ama gerçek olabilir mi böylesi bir curcuna?  Öte yandan düşündüm de mesela pek anım yok benim galiba. Hani insanlar havalı hatıralarını başarıyla canlandırarak anlatır […]

öncesi, sonrası

Öncesi ve sonrası hikayelerine bayılırım. Kullanılan tekniği sanatta ve reklamcılıkta sıkça başvurulan kurgusal bir formül olarak görürüm. Ama olsun, yine de her defasında aldanmaya gönüllü olurum. Görüşü ve görünüşü netleştiren o somut zıtlık hoşuma gider. Tabii bir de anlatım tekniğinin kullanıldığı yer gereği bu örnekler hep mutlu sonla biter. Yaşasın! Mesela banyodaki fayanslar donuk renkli […]

“topik kaldı mı, şefim?”

Nevizade, ağır ağabeylerin, ablaların yeriydi. Tüm şarkıları, türküleri onlar bilirdi ve rakıyı, “cam cama değil” sözünün eşliğinde, içine tek bir dal maydanoz salarak ve hatta soda katarak içmeyi… Şiirleri de bilirlerdi, hem de ezberden ve tane tane okuyarak, eğitimli bir sesle. Bazı dizeler zaten kendi ellerinden çıkmış, yüreklerinden akmış eserlerdi. Oturmayı kalkmayı bilirlerdi. Süslenmeden ama […]

manzara nasıl görmeyeli?

Yıllar boyunca Amerika’nın doğu kıyısında bulunan üç farklı eyalette, irili ufaklı şehirlerde yaşadım. Hayatın cilvesi ve yaşın getirdikleri diyelim, geçici mavi yakalı işlerde de çalıştım arada, beyaz yakalı pozisyonlarım da oldu. Bu sayede süper markette pasta süsleyen arkadaşlar da edindim, dünyanın en iyi üniversitelerinde okumuş, şimdi de dünyanın en iyi üniversitelerinde ders veren hoca dostlar […]

uzat parmağını Gretel

Geçen gün en yakın arkadaşımla konuşuyoruz, bilir o kendini! Bana dedi ki “Sabah tam kapıdan çıkacağım, yasak bitti malum, hava da bayağı ısırıyor. Dedim kalın montumu giyeyim bari. Aldım astığım yerden, düğmelerini ilikliyorum. Bir taraftan da anahtarımı arıyorum, köpeğime sesleniyorum vb. Birkaç denemeden sonra aaaa, bir baktım, iliklenmiyor düğmeler! Dakikalardır o yüzden uğraşıyormuşum meğer! Bir […]

söz bitti (mi)

Biliyorum, bazen kelimeler yetmiyor. İfade edilmek isteneni anlatacak şekilde anlamlı bir sıraya konamıyor sözcükler. Söylenebilenler, söylenmek istenenin yanından bile geçemiyor. Derler ya, kelimeler kifayetsiz kalıyor.  Ve yine biliyorum ki bir durumu anlayabilmek için, onu kabullenebilmek için, bu kötü bir durumsa onu hazmedip düzeltmeye yönelik bir adım atabilmek için bir durup nefeslenmek gerekiyor. Ama yine de! […]

kuralları kızlar koyar!

Bizim “Beyaz Atlı Prens” dediğimiz şahsı muhteremi konu alan bir film seyrettim, daha yeni. Ve içimin yağları eridi! Meğer 2018 yapımıymış ve Ross Venokur hem yazmış hem de yönetmiş.  Ve adam bildiğin dünyayı değiştirmiş! En azından geleceğin dünyasının birazını, nasıl mı? Bizim komşu kızına bakıyorum bugün annesi doktordayken. Mısırları patlattık, elma sularını açtık, acil saçıntılar […]

kadının canı yok!

Öyle üzgünüm ki nereden başlayacağımı, nasıl anlatacağımı bilmiyorum. Kızgınlık, üzüntü, isyan, hüzün, korku, birçok karanlık duygu kol kola girip birbirinden güç alarak kaynıyor içimde. Cesur sesiyle ve samimi kalemiyle genç kız aklımda güneşli, yepyeni pencereler açan kadınla dertleşmek istiyorum. Dertleşmeye ihtiyacım var, belki hepimiz gibi. Beni kadın olmanın gerçek anlamıyla tanıştıran o güzel gülümsemeli kadından […]

kavanoz dipli dünya

Evet, bugünkü serbest saat konumuz: Felekten bir gece çalmak. Malum, serbest saat, gün içinde herhangi bir zorunluluğa ya da sorumluluğa bağlı kalmadan, sadece olduğumuz gibi olma hakkımızı kullandığımız o müstesna zaman dilimine deniyor. Ve sadece deliler, dahiler, deli dahiler, delirmek üzere olan kişiler ve en çok da canının kıymetini bilenler her gün özenle serbest saate […]

day! dahi ya hum!

Ağustos ayı, 1993 ortası. Yer Rumeli Hisarı. Misler gibi bir İstanbul gecesi. Boğaz’dan hafif bir esinti geliyor. Sudaki motorların ışıkları, caddedeki arabaların farlarına karışıyor. Geniş kaldırımda insanlar yürüyor, sohbet ediyor, el ele tutuşuyor, bir şeyler içiyor. Bizlerse surların iç tarafındayız. O an için ben hala inanamıyorum ama Sezen Aksu yaz konserindeyiz. Anneciğimle beraberiz.  Şehrin en […]

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön