İçimde Kalacağına

NY-Halkalı hattı

Daha bugün arkadaşıma “zihnim New York Halk Kütüphanesi ile Halkalı çöplüğü arasında gidip geliyor” dedim. Aklım çok dolu ve onun içine tıkıştıramadıklarım iki kulağımdan sızıp yere damlıyor. Gerçekten de böyle hissediyorum. Ama gerçek olabilir mi böylesi bir curcuna? 

Öte yandan düşündüm de mesela pek anım yok benim galiba. Hani insanlar havalı hatıralarını başarıyla canlandırarak anlatır ve alem de hayranlıkla izler ya. Nasıl gıpta ederim gizliden gizliye. Bende ne öyle anı, ne de öyle bir anlatma başarısı! Ne gezer? Bir arkadaşımın timsahtan kaçıp ağaca tırmandığı bir anısı var misal, bana sorsan o anı değil, adeta bir masal!

İçimde Kalacağına

Bu aralar geçmişten aklıma uzanan anlar genellikle burnumu sızlatanlar oluyor. Bazıları içimi pişmanlıkla dolduruyor. Kimisi acı acı gülümsetiyor. Birçoğu ruhumu hasretlere gark ediyor. Hayır, kızıyorum da kendime. Bahar geliyor, toprağa kattığım tohumların çoğu hayata tutundu. Sevdiğim insanlar var yaşantımda. İyi bir işim, hatta verandada sallanan koltuğum bile var. Daha ne istersin a insan evladı?

Sanırım yaşama işi biraz da hesaplaşmak demek ve benim de herkes gibi açık hesaplarım var. İnsanlarla, kararlarla, yaşananlarla, mekanlarla hesaplaşmak kolay değil. Hele de içindeki yüzleşme ateşi söndüyse. Doğrusu ya, umursamaz mıyım yoksa fazla umursuyorum da derinlere mi ittiriyorum, onu da bilmiyorum.

Zaten anı dediğin nedir ki? Yesen yenilmez, içsen içilmez. Aklımda tutayım desen aklın avuçları yetmez…

Ne yapmalı, anı muhasebecisi niyetine bir uzmanla mı anlaşmalı? Şaraba ve şiire mi sarmalı? Tanrıya, doğaya, insana aşık mı olmalı? Başarı peşinde mi koşmalı? Belki de geçmişi geçmişte bırakıp önümüzdeki maçlara bakmalı: “Ver pası, buradayım!”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön
%d blogcu bunu beğendi: