kulağımızdan aklımıza sızanlar

Doğruya doğru! İnsanın içini ısıtıyor ona dair olanın takdir edilmesi, beğenilip onaylanması… İlkokul öğretmeninin “Aferin, ne gayretli çocuksun” demesi mesela. Ya da babanın “Akıllı evladım” diye saçını okşaması… Annenin seninle gurur duyduğunu söylemesi… Hatta oğlunun “En güzel çukulatalı keki benim annem yapar” ya da kızının “benim babamın elleri daha büyüüük” diye gözlerini kocaman açarak böbürlenmesi… […]

duvarlarla süngerlerin hikayesi

İnsanlar kendi aralarında ikiye ayrılır: Duvarlar ve süngerler. Duvarlar ya da diğer adıyla yüreğini her daim derin sulardan da serin tutanlar. Ve süngerler yani buluttan nem kapangiller. Duvarların da süngerlerin de kendi içlerinde alt grupları vardır. Tahta duvarlar, alçıpanlar ve mermer kaplı duvarlar gibi… Süngerler de renklerine, dayanıklılıklarına ve büyüklüklerine göre sınıflandırılır. Buluttan nem kapangiller […]

“kötü terapiste denk gelesin” diyemediklerimiz

Bazı insanlar o kadar kötü kalpli oluyor ki… Önce şöyle bir şaşalıyorum, gerçek olduklarına inanamıyorum. Sonra yapıp ettikleri, kötücül varlıklarını inkâr edemeyecek hale gelince,  İçimden geçiresim geliyor: “Öyle yalnız, öyle umutsuz bir hale gel ki terapiye bile seni iyi etme ihtimaline inandığından değil, birinin parasıyla dahi olsa seni dinlemesine muhtaç hale düştüğünden gitmek zorunda kal!” […]

anne kurabiyesi kokulu odalar

Rahata ermeden ölen babaların çocukları huzursuz yaşıyor galiba. Sırtları koltuğa yaslanmadan oturuyorlar. En leziz tatlar bile olsa tabaklarında, alelacele yiyip, tadını almadan yutuyorlar. Yaşamı kırılmasından korktukları kıymetli bir emanet gibi parmak uçlarıyla tutarak yaşıyorlar adeta. Bir sıkı sıkıya sarılamadan ona içlerinden geldiği gibi, tenini hatta kemiklerini hissetmeden huzurla nefes alıp vermenin, gam lekesiz tek bir […]

yüzüncü yazı

Yüzüncü yazı göremez belki bu gözler… Ama olsun, yüzüncü yazıyı yazdı; ellerin ve en çok da ruhun yardımıyla, şükür… Bir gece vakti, bir başına ve bir anda başlayan yolculuk, bu kelimelere değen gözlerinle devam ediyor ne mutlu ki…  “Yazı bitmez, uçup gitmez” diye yola çıkmıştım, kısmetse bu yazın sonunda, yazarak geçen bir yılı tamamlayacağım. Yüzüncü […]

gönlünce kükre kedicik

Yaşama dair içimi tırmalayan memnuniyetsizliğin ve tatminsizliğin haddi hesabi yok şu son bir iki gündür. Aslında bunun öyle elle tutulur bir nedeni de yok. Belki de birikmişler, tarafımca `böyle idare ediver` deyip halinin altına süpürülmüşler köpürüyor alttan alta. Uyumak iyi gelirdi. Ama uyumanın birazı kaçmaksa birazı da hafifinden ölmek değil mi?  Neyse ben bu karanlık […]

içimdeki kara delik

Yaşama işi karmaşık bir iş.  Kafası karışık, elleri bulaşık, yapış yapış, pis bir iş bazen…  Adı konamadan uçup giden ve o uçuculuğuyla kötüsünün şifasını da beraberinde götüren bir anılar bütünü yaşam denen…  Aynı zamanda da aniden gelen, yüreğe oturan öküz gibi teklifsizce yerleşen ve hiç gitmeyen bir keder…  Ve hem de avuç yarısı kadar, kocaman […]

solmayan ümit yapmışlar

Genç dediğin kızgındır. Delişmendir. Saftır. Romantiktir. İsyankardır. Hayalperesttir. Kolay kırılır. Hemencecik toparlanır… Başında kavak yelleri eser. Ona sorsan kara bulutlar bir tek onun peşi sıra gider. Gençlik dediğin, hiç oturulmamış bir evin ilk sahibinin, ilk kez ev sahibi olmuş birinin anahtar elinde, kapı önünde duraklaması gibi heyecanla bakmasıdır önünde uzanan ömre. O evin vaat ettikleridir […]

kendimle barış anlaşması

Şu yaşıma geldim bu dünyada bir insanın diğer insan kardeşleriyle insanca yaşayabilmesi için önce kendisiyle barışmasının olmazsa olmaz koşullardan biri olduğuna karar verdim. Verdin de ne oldu diyebilirsiniz. Sen barıştın mı kendinle ya da barıştırdıkların oldu mu? Yok. Henüz gelmedi elden maalesef. Yapılacaklar listesine ekledim ve ilhamı bekledim.  Yükleniyor, yükleniyor, hala daha yükleniyor… Öte yandan […]

su gibi

Saçların tel tel dağılır ya suya, bir yelpaze gibi başının etrafında, sen tuzlu deniz suyuna sırtüstü uzanıp kendini onun kollarına usulca bıraktığında… Acaba diye merak etmeden geçemiyor insan… Acaba toprağa karışmak da buna benzer bir duygu mu? Her bir hücrenin geldiğine geri dönmesi ve sonunda tamamen bütünle yeniden birleşmesi gibi?  An sana “Yetişir savaştığın” deyip […]

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön