Uykunun çocuk yüreğimizi avutan kolları, yıllar geçtikçe sevmekten vaz mı geçiyor bizi?
İçine dalamadığın uykular, altından çıkamadığın küçük bir yorgan gibi… Ne yana dönsen ısınamıyorsun… Ya ayakların soğuk ya zihnine doluşanlar… Ama kurtulamıyorsun da o zavallı örtünün altından, vaat ettiğini umduğun sıcak kucaktan… Sen de adın gibi biliyorsun ki o tembel umut, aslında koca bir yalan. Ve dışarıda hayat akııp gidiyor, yokluğunu zerre kadar umursamadan…
Şefkatli kollardan çileli yollara neden çabucacık geçiyor insan? Onaran, sağaltan gecelerden ara zamanların yalnızlığına savrulmak neden böyle kolay ve sıradan! Diyorlar ki iki ay hayatta kalırsın ağzına yiyecek bir şey koymadan. Peki, kaç gece dayanabilir insan, gözlerini kırpmadan?

Çocuk kalbi yazısını görünce aklıma çocukken okuduğum çocuk kalbi kitabı geldi. O sandım ve tıkladım.
Ancak kısa ve öz sizin yazınızdı.
Yanılmadınız sevgili Deniz, yazının adı kitabın adına gönderme. Ben küçükken uyumadan okurdu annem her gece, kalbime yakın anıları vardır bende.
Selamlar, sevgiler!