“Kimseye etmem şikayet”

Uzun uzun öttürülen bir tren düdüğünü bu kadar hüzünlü yapan şey nedir? Hele geceyi yarıyorsa o ses, hiç kağıt görmemiş bir kumaş makası ipeğe dalar gibi? Neden “en efkarlı sigarayı tüttürmenin vaktidir şimdi” dedirtir insana. Hem tekinsiz ve tehlikeli, hem de gürültücü ve kederli… Nedense hep içimi üşüten seslerdendir tren düdüğü… Keza vapur düdüğü de […]

hayal ediyorum, öyleyse varım!

Bence hayal gücü, insanın süper güçlerinden biri. Hatta belki de en süperi! Hani insanüstü güçlerle donatılmış kurgu kahramanlar var ya, filmlerde ve çizgi romanlarda karşımıza çıkan… İyi beslenen bir hayal gücü seni beni de onlar gibi eşsiz yapıyor işte. Üstelik eşsiz olmakla da kalmıyoruz… Bir hatırlasak, gücümüz aslında ne çok şeye yetiyor: Nerede olursak olalım, […]

kızgınken çok güzelsin!

“Güçlü kadın yalnız kalmaktan korkmaz!” Nerede okudum bu müthiş tespiti, bu dahiyane özlü sözü hatırlamıyorum. Ama bu laf aklıma geldikçe sinir oluyorum. Yemeden içmeden bu ve benzeri cümleler kurmaya girişenlerle ilgili bir dilekte bulunmaktan kendimi alamıyorum: “Azalmadan, mucizevi bir şekilde, aniden bitin!”  İnsan merak etmeden geçemiyor: Kadınların ne yapıp ettiği niye herkesi bu kadar ilgilendiriyor? […]

iyilik savaşçısı

Çoğumuz alınterine, adabı muaşeret kurallarına, kadın erkek eşitliğine, kul hakkına, akraba sevgisine, komşu teyze saygısına, otobüste ayakta kalan yaşlı gazi hürmetine ve buna benzer, şimdi naftalinlenmeden kaldırılmış birçok kurala bağlı kalarak yetiştirildik. Belki de o yüzden, bizler köşe dönme furyasında kenarda durup fara bakan geyik gibi kalakalanlardık.  Ahlakın yanı sıra bir din ya da inanç […]

kapı önü çalgıcısı

Bugün yine bir şekilde günün sonunu getirip mesaiyi tamamlamayı başarmıştım tam. Bir günün daha çorba parasını alın teriyle kazanmanın iç huzuru üstümde. O huzur sırtımda uçuşan pelerinse, yorgunluğum ayak bileklerime asılan birer pranga. Bir uça bir sürüne süper markete ulaşmayı da başardım sonunda. Şimdilik iyi gidiyorum, küçük, gündelik zaferlerimden memnunum. Tam o anda kulağıma bilindik […]

gözleriyle gülen adama veda

Bazı şeylerin yarımı, çeyreği, azı çoğu olmuyor. Ekmek değil ki yarısını koparasın ya da çiçek değil bir tanesiyle papatya falı bakasın. Nasıl yarım hamilelik olmuyor, hiçbir bebek yarım doğmuyor, öyle bir şey işte! Buna rağmen telefon gelince “nasıl yani tamamen mi ölmüş?” demek geldi içimden. O canım adam gitmiş yani. Hepten gitmiş yani, bütünüyle, hop […]

bizim klan

“Kendim için yazıyorsam namerdim” Yok, bu olmadı, sanki biraz fazla iddialı kaçtı. Sonuçta seviyorum yazmayı, sadece diğerkâm bir uğraş değil bu, bir yaşam sağlaması. O zaman lafın doğrusu galiba şu: “Sadece kendim için yazıyorsam namerdim!” Çünkü dağıldık bence biz! Dağıldık çoğumuz. Oturduğumuz yerde ya da aynı anda farklı coğrafyalara da dağılarak. Hayatın işi bu zaten: […]

sus!pus

Söyleseler inanmazdım ama kesin bilgi: İnsan konuşmadıkça konuşmayı unutuyormuş. Daha yavaş ve zorlanarak ifade edebiliyormuş kendisini. Kelimeler kaçıp saklanıyormuş dilinin ucundan.  Odanın kıyısına köşesine gizleniyor, perdenin arkasına üşüşüyormuş kavramlar. Salona, yan komşuya, giderek daha uzağa gidiyorlarmış. O zaman da insan adeta düşünmeyi unutuyormuş.  Korkarım “yalnız insan” deniyor bu türe.  İçinden geldiği gibi konuşmayan, aklının yettiğince […]

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön