İçimde Kalacağına

bizim klan

“Kendim için yazıyorsam namerdim” Yok, bu olmadı, sanki biraz fazla iddialı kaçtı. Sonuçta seviyorum yazmayı, sadece diğerkâm bir uğraş değil bu, bir yaşam sağlaması. O zaman lafın doğrusu galiba şu: “Sadece kendim için yazıyorsam namerdim!”

Çünkü dağıldık bence biz! Dağıldık çoğumuz. Oturduğumuz yerde ya da aynı anda farklı coğrafyalara da dağılarak. Hayatın işi bu zaten: O dağıtsın, sen topla işin ne, lego sanki mübarek!

Oysa… 

Aynı şarkının aynı yorumunda kadının sesini isteyerek çatlattığı o yerde, mesela Elif Çağlar dinlerken, yüreğimizin aynı yeri titriyor. 

Eski, güzel günleri özleyince aynı şehirlerin aynı masum halleri, mesela tavşana çektirilen fallar, gözlerimizin önüne geliyor. 

Aynı inançla inanıyoruz insanlara, kimseye güvenmemek gerektiğini bile bile. Yuvadan beri darbe üstüne darbe aldığımız halde, yenile yenile ama teslim olmadan.

İnatla savunuyoruz hala aynı naif insanlığı kendi alçakgönüllü varoluşumuzla.

Birbirimizden habersiz aynı filmleri aynı günlerde seyrediyor, aynı sahnelerde iç çekerek gizlice gözyaşlarımızı siliyoruz. Gizli hala, çünkü gözyaşlarımız bizim, kimseye onları hor görme hakkını tanımıyoruz. 

İçimde Kalacağına

Deneyimler, zihinler, zevkler ortak: Aynı kumaşların tuşesi, aynı binanın göz alıcı mozaik penceresi, aynı özlü sözü usta yazarın, ismi başka kendi aynı aşkın acısı çekiyor bizi… Uzat uzatabildiğin kadar örnekleri.

Başka coğrafyalarda soluyan, başka sınıflara mensup olan, farklı cinsel yönelimlere sahip, başka başka yaşlardan insanlarız ama gel gör ki kafadarız.

Bir tuhaf kardeşlik hali sanki bizimki… Genel geçer sınırların, sınırlamaların, tanımların işlemediği bir başka ruh kardeşliği.

O yüzden bana da sana da iyi gelsin diye yazıyorum, elimden geldiği kadarıyla. 

Bu fiziken bağlantılı ama yürek gözüyle görsen bağsız, ipsiz sapsız, alakasız koca dünya bir okyanusa dönüştüyse bir orman yangınından sonra… Sağ kalan ağaçlar taş kesilip iç sıkıntısından şişip büyüyüp birer adaya döndüyse. Hepimizin kendi köşesine çekilmiş suskun birer gölge olmaktan çıkıp suyun altında bir ağacın kökleri gibi uzatarak iyi niyetimizi, birbirimizin elini yakalamaya ihtiyacımız var. 

Koruma altına alınması gereken ender bir çiçek türü gibiyiz. Birbirimizi en iyi biz bilip koruyabiliriz. Çorak adalar olarak kalmak yerine bir takımyıldız olmaya kalksak bunu becerebiliriz. 

Çünkü birlikte çok güzeliz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön
%d blogcu bunu beğendi: