İçimde Kalacağına

solmayan ümit yapmışlar

Genç dediğin kızgındır. Delişmendir. Saftır. Romantiktir. İsyankardır. Hayalperesttir. Kolay kırılır. Hemencecik toparlanır… Başında kavak yelleri eser. Ona sorsan kara bulutlar bir tek onun peşi sıra gider.

Gençlik dediğin, hiç oturulmamış bir evin ilk sahibinin, ilk kez ev sahibi olmuş birinin anahtar elinde, kapı önünde duraklaması gibi heyecanla bakmasıdır önünde uzanan ömre. O evin vaat ettikleridir ümit, yeninin, yolu gözlenenin, hak edilenin, edildi zannedilenin, duası edilenin ya da pasta mumu üflerken dilenenin diğer ismidir.

O yüzden bir gence ümitsizlik aşılamayı vicdansızlık olarak görürüm. Daha doğrusu görüyormuşum meğer, kendime dair bunu yeni öğrendim! Geçen gün kendimce birilerine onları ne kadar takdir ettiğimi, emeklerine ne kadar saygı duyduğumu söylemeye niyetlendim. Yazdım bir şeyler, gönderdim. Sonra anladım ki hora geçecek destek ümit vermek olurmuş. Yokladım cepleri, boş, hala boş! Önce doğruyu söyledim, derken işi şakaya vurmaya kalkıp iyice elime ayağıma bulaştırdım. En son koşar adım oradan uzaklaştım. Yine de unutamadım konuyu. 

İçimde Kalacağına

Ve niye bunun bu kadar aklıma takıldığını çözmeye çalışırken meseleyi bir anda anladım: Gence ümit yakışır. Sende verecek ümit yoksa olanı da tehlikeye atmak vicdansızlıktır. Çünkü varlığı onaylanmamış, başka zihinlerin ya da ruhların süzgecinden geçirilmemiş bir ümitsizlik belirsizlik taşır. Yani tam olarak yoktur denemez belki ama tamamen var da sayılamaz. 

Ağır hastalığı ölüme yeğ tutmak gibi bir durum bir yerde. Ya da yaşamın tam da öbür kıyısından bir örnek alırsan: Çiçeği burnunda bir anneye söyleyecek bir çift güzel sözü, iyi dileği olmayan herkesin susması gerekmesi gibi bir şeydir bu. O kadına kötü söz söylenemez, o süt kesilemez, o bebek üzülemez.

Geçmişte kaç topumuzun komşu bahçelerde kaldığının önemi yok. Kaçını altın dişli hain komşu deldi. Kaçına sadece rüyalarımızda sahip olabilmiştik. Kaçını alıp kaçtı sinir bir çocuk, geri alamamanın hıncı topun kaybının acısını bastırdı. Kaç cam kırdık da yedik dayağı oturduk. Kaç top oyununda köşede kaldık. Kaçında beşlikten yedik de anıra anıra güldüler. Kaçıyla en iyi golleri bir bir sıraladık. Ya da sıraladık diye utanmadan uydurup anlattık…

Gençler, çocuklar, bıraksak, aslında onlar solmayan ümit yapacak kadar hayat dolular! Daha doğrusu normal bir dünyada, normal şartlar altında öyle olmaları beklenir. Öyle mi peki? Miras almaya hazırlandıkları dünya hak ettikleri gibi mi? Küresel pandemi en çok kimin ümitlerine tüy dikti? Dikecek tüy daha bitmedi mi?

solmayan ümit yapmışlar” üzerine 4 görüş

  1. merhabalar ( :

    çoğu insanın aklından geçenleri ancak yazıya dökemedikleri şeyleri ne güzel de kaleme alıyorsunuz.. epey zamandır farklı mecralarda denemeler ve blog yazıları okuyorum, şunu içtenlikle söyleyebilirim ki etkileyiciliği ve tasvir gücü bu kadar muhteşem bir yazarla karşılaşmadım.. kalemizine, ruhunuza, yüreğinize sağlık sevgili yazar..

    kapınızı sadece huzurun, mutluluğun, sevincin ve tüm diğer güzelliklerin çalmasını diliyorum. hoşça kalın..

      1. rica ederim samimi hislerim.. ahh iyiliğe açılan ne kadar güzel bir manzara ( :

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön
%d blogcu bunu beğendi: