Bugün dünyanın sesini kapattım, penceremi güneşe açtım.
Buzlu sokak ıssız, eski kar pis; tınmadım, gözlerimi kapattım.
Varsaydım ki sakin bir kumsaldayım, ellerimi kumda ısıttım.
“Neredeydin?” diye sordum ürkekçe yanıma sokulan huzuruma, neden sonra, “özlettin”
Baktım zaten gitmeye yer arıyor hiç ama hiç üstelemedim.
İçimden geldi, usulca uzandım olduğum yere,
Saçıma kum mu dolar üstüm mü kırışır, düşünmeden,
Belki de hayatımda ilk kez bunları dert edinmeden.
Soğuk bir sabahtan sıcak bir vahaya taşımıştı beni sessizlik!
“İyi ki!” dedim şimdiden kalkmaya hazırlanan iç huzuruma
“İyi ki en azından bir süreliğine uğrayabildin! Yakında yine beklerim!”

Hem melankolik hem de huzur veren bir yanı var. Ve ilginçtir ki bana Kuzgun şiirini hatırlattı.
Ne güzel okumuşsun, evet, tam da öyle…
Acaba hangi yanıyla Kuzgun şiirini anımsattı merak ettim doğrusu. Ama fazla kurcalamadan bu iltifatı öpüp başıma koyuyorum, izninle.
Özellikle bu tür kısa yazıları tane tane sesli okuyorum. Özel bir sebebi yok sadece seviyorum.
Sesli okurken, aklıma kuzgun şiirin mısraları geldi. Nerden geldi, nasıl anımsattı diye sorma. Çünkü ben de bilmiyorum. 🙂
Ben de seviyorum öyle yaparak kelimelerin kulağımda bıraktığı tadı sindirmeyi. Sanki anlam ve müzik daha yüksek sesle konuşuyor o zaman…