sonsuzluk denizi

gönlünün sahili

Ölümün kesinliğini ve aniden geliverebileceğini düşünmek ağır geliyor. Hele de güneşin pencereden içeri başını uzatıp “çık dışarıya, oynayalım” diye ısrar ettiği böylesi bir günde… Ayrılığın kaçınılmazlığını hatırlatan kayıp yeni, ateşi harlıysa iyice zorlanıyor insan.

Burada sadece bedeni kalan sevdiğinin ardından gitmeye cesaret ediyor bazımız. Yüzüne bakınca anlıyorsun, o seninle aynı odada ama aslında çok uzakta. Sevdiğinin ardında bıraktığı hayal meyal izin peşinde, yalnız ve soğuk bir yerde bilinmezlik içinde yol arıyor. Gidiyor, geliyor, bir nefes alıp yine dalıyor karanlığa. Kalan sevdiklerinin yaşadığı dünyayla giden sevdiğinin karıştığı dünya arasında dalgalanıyor. Ne diyebilirsin ki ona… Son yadigarı da hızlı akıntıya kapılıp sonsuzluk okyanusunda gözden kaybolduktan sonra…

Hem ona hem de kendime ve camdan gülümseyen güneşe iyi bir şey söyleyesim geliyor. Ağız açılmıyor.

Aklıma eskiden okuduğum bir pasaj geliyor: Yazar diyor ki “çocukluğunda bir köşede uyuyakaldıktan sonra anne babanın seni kucaklayıp yatağına taşıması gibidir ölmek.”

Bu dünyadan göçenlerin çıktığı kapıyı çalıp hatta o eşikten atlayıp iki kez içeri girip dönen bir dostum da benzer bir şey söylüyor: “Yuvaya dönmek gibi ölmek…”

O sıcak avuntuya sarılıp geçmişin elişi tülünü aralıyorum: Sağda solda uyuyakalıp babacığımın sıcak ve yumuşak kucağında uçarak yatağıma ulaşmak ne güzeldi. Başlangıçtaki incitme korkusuyla beceriksizleşen kucaklama girişimlerini saymazsak -ki onları saymayalım tabii- bu dünyada en sevdiğim yerlerden, anlardan biriydi onun kucaklaması… Ona sokulabilmek, gücünü ve şefkatini hissedebilmek… Güvende olduğumdan emin olarak kendimi onun kollarında rüyalara teslim edebilmek… Dertle kaygıyla tanışmadan çok önce… Tuzlu denizin üstünde sırt üstü uzanır gibi içimin ve bedenimin hafiflediğini hissederek…

Kopup ana dönüyorum neden sonra ve hatırlıyorum: Hiçbir his yaşanmadan bitmiyor. Hiçbir yol yürünmeden diğerine kavuşmuyor. Hiçbir ateş yanmadan sönmüyor. Sevgi ne kadar derinse onu paylaştığın kişinin gidişi de o kadar derin bir kesik atıyor insanın içinde. Gel gör ki sevmeden yaşanmıyor işte! Sevgi olmadan yaşamak yaşamak, insan insan olmuyor, olamıyor!

 

Bir süre önce can dostum, “yazsana” dedi yine; “yine yazsana!” Her şey öyle başladı zaten...
Yazı oluşturuldu 275

gönlünün sahili” üzerine 3 görüş

  1. Ne diyeceğimi bilemedim, kimimizin içini okumuş kimimize yaşamın anlamını simgelemişsin. Her zaman ki gibi “ellerine sağlık, yazmaya devam” demekle kalsam daha iyi olacak….

  2. Ne diyeceğimi bilemedim, kimimizin içini okumuş kimimize yaşamın anlamını simgelemişsin. Her zaman ki gibi “ellerine sağlık, yazmaya devam” demekle kalsam daha iyi olacak….

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön