İçimde Kalacağına

gönlünce kükre kedicik

Yaşama dair içimi tırmalayan memnuniyetsizliğin ve tatminsizliğin haddi hesabi yok şu son bir iki gündür. Aslında bunun öyle elle tutulur bir nedeni de yok. Belki de birikmişler, tarafımca `böyle idare ediver` deyip halinin altına süpürülmüşler köpürüyor alttan alta. Uyumak iyi gelirdi. Ama uyumanın birazı kaçmaksa birazı da hafifinden ölmek değil mi? 

Neyse ben bu karanlık duyguları güzelce doldurdum bir pazen bohçaya. Havalandırılan eski bir yatak gibi güneşin alnında, komşunun damında, saldım ortaya, öylece kendi haline bıraktım. Sözlerini toparlasın da desin diyeceğini… Konuşalım, ihtimal ve ümit o ya, anlaşalım…

Ben de bu arada kendimi hayallerin dostluğuna emanet ediyorum. Mesela Hintlilerin reenkarnasyon inancındaki gibi dünyaya bir daha gelişimde bir hayvan olsam ne olmayı isterdim, aklıma bu ve benzeri fikirlerle soluk aldırıyorum.

Encek! Alnının ortasında tek bir siyah nokta olan akpak bir kedi yavrusu! Benek de benek olacak hani, karakterli yani, özgün, ayrıca üçüncü göz icabında! Ama lütfen kolaya kaçıp ismi Benek koymayalım. Bir de kuru, ucuz mamadan bir zahmet kaçınalım, gıcık yapıp öksürtüyor!

Evet encek! Olmak istediğim şey bu! Öyle sevimli olayım ki kucaklardan inmeyeyim. İnsanlar beni sevmelere doyamasın. Yediğim önümde yemediğim arkamda, oh keka, hayat bana güzel! Sevildikçe güzelleşeyim, güzelleştikçe sevileyim. Çünkü kime nasıl davranırsan o, davrandığın gibi olurmuş. Ben de giderek giderek daha tatlış bir kediş olayım. Uzun ve mutlu bir hayatım olsun sevgi çemberinde yaşanan.

İçimde Kalacağına

Varlığım sevilmeme yetsin!

“Varlığım sevilmeme yetsin” aslında ne kadar basit bir dilek gibi geliyor kulağa… Halbuki birçoklarımız için ne kadar da hayati bir dilek! Bir dua! Bir yaşam amacı hatta! Çünkü belki anneciğimiz hariç kimsenin artık bizi biz olduğumuz için sevdiğine inanamayacak kadar büyüdük. Şüphe tuttu kalplerimizi. Ve bu içimize oturdu, en azından çoğumuzun. Bu yüzden belki de paranın, başarının, ünün, şunun buyun peşinde bu kadar koşturuşumuz… Kendi değerimizden şüpheye düşüşümüz… Kendi değerimizi başkalarının aynalarında görmemizden… Başkalarının bize, bazen kendi bile fark etmeden toplumun kendi çıkarını kollayan kıstaslarıyla değer biçmesinden… Buna izin vermemizden.

Bunu bilmek, adını açık açık koymak bile özgürleştirici bir taraftan! Ve kendi değerine sahip çıkmak harika bir duygu, içinden “sen zaten ne anlarsın ki” diye geçirerek sessizce, etrafın kör kalpliler tarafından sarılmış olsa bile.

Neyse, ne diyordum? 

Miyavv? Islak mamalardan ne vardı ılık? Soğuk, malum, midemi üşütüyor da… Ha bir de yatağım birkaç saattir havalandırılmamış olabilir mi acaba? 

gönlünce kükre kedicik” üzerine 2 görüş

  1. merhabalar ( :
    sayfanıza göz atarken bu sevimli yazınızla rastlaştım. biraz buruk başlasa da yazınız sonunda yüzümde tebessümler oluştu ( :
    yazmayı hiç bırakmamanızı diliyorum.

    varlığımız sevilmemize yeter umarım.

    güneşi bol aynı zamanda ferah ve aydınlık günleriniz olsun..

    1. merhaba sevgili Ohen,

      siz sevimli göründüğüne bakmayın gerçekte azılı bir sevgi avcısı o kedicik, ilgi yiyerek besleniyor 🙂

      bırakmamayı ben de diliyorum. umarim.

      tüm kalbimle katılıyorum, yakmayan güneşimiz bol, yüreğimiz ferah olsun

      iyilikle, sevgiyle,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön
%d blogcu bunu beğendi: