Puslu havaya rağmen huzurlu bir okyanusta, eski ama sağlam bir kayıkta, bilemediğim bir tarafa doğru akıyorum.
Bir deniz kabuğuna derinden üflenen nefes dans ediyor kulaklarımda… Martılar ışıklı bir çember kuruyor etrafımda, sessiz dostluklarına şaşıyorum.
İç sesimin söylemesine gerek yok, kaybolduğumu biliyorum. Yolunu yitirmek korkutucu değil rahatlatıcı bu sefer, ne ilginç… Kendi kendime “kaybolmadan bulunur mu yol?” diye mırıldanıyorum.
Görünmeyen ama güven veren bilinmez bir yoldayım, ortada, boşluktayım… Kayığın içine usulca uzanıyorum. Sanki aniden beliren pastel bulutların altında değil de üstünde yatıyorum.
Hafif ruhumu saldım rüzgara, akıntıya bıraktım kendimi, gidiyorum.

“varsayalım ki” üzerine 0 görüş