instagram filtresiz foto

filtresiz!

Son yıllarda filtre pek bir moda! Kusurlarımızı gizleyip en iyi yanlarımızı ortaya çıkaran pozlar veriyoruz, popüler kültür ve magazin mecralarından başarıyla öğrendiğimiz gibi aynı. Sonra o yetmiyor gibi üstüne de filtreleri güzelce basıyoruz… Saçlar pırıl pırıl, ten pürüzsüz, gözler ışıl ışıl, göbekler dümdüz!

Özene bezene yaratılmış gibiyiz hepimiz. Ama sanki biraz da karbon kağıdından çıkmış gibi değil mi yüzlerimiz, hallerimiz, hatta belki kişiliklerimiz?

uğur böceğiSuratımızı, Amerikalıların tabiriyle, bir bebek poposu gibi yumuşacık yapan filtreler dilimize işlemiyor ama! Profil fotoğraflarında gülümseyen insanlar, fikirlerini ve hislerini paylaşmaya başlayınca ağzından lav fışkıran kötü canavarlara dönüşüyor.

Fotoşoplu (Photoshop) sahte güzellik, zembereği boşalmış zehirli bir dildeki hoşgörüsüzlük ve bencillikle birleşince dengeler iyice şaşıyor haliyle. Kim bu insan diye düşünmeden edemiyorum. Ne olmuş ona. İçi mi dışına yansımış dışı mı içine?

Oysa o hoyrat dilin ne kadarı içten? Ne kadarı vicdanı hiç zedelemeden akıyor? Kaçımız karşımızdakinin de kendisinin de hala ve aslında insan olduğunu hayal meyal da olsa hatırlayarak huzursuz hissediyor? Kaçı kalpsizlik modasına kaptırıp gidiyor?

Sanki yüze o kadar çok filtre gerekiyor ki söze hiç kalmadığından söz hudutsuzca at koşturuyor. Bir çocuğun ağzından çıkıyormuş gibi nereye gideceğini akıl edemeden ve bunu zerre kadar olsun dert edinmeden çağlayıp gidiyor. Gücünün farkında olmadan akan, yoluna çıkan her evi, köyü, bahçeyi solduran sel suları gibi…

Öte yandan canım kalp, ruh, sezgi, yani bizim yumuşak görünen ama aslolana rehberlik eden takım… Onlar köşeciğine çekilmiş bu çılgınlığın biraz olsun durulmasını bekliyor. Hem de uzunca bir süredir. Arada ağızlarını açmaya, bir kez de onlar söz almaya kalkıyor ama bu patırtıda ne duyan oluyor ne umursayan! Filtre ne kelime! Devir, çanına ot tıkamış zaten bu arkadaşların.

Oysa duygu değil miydi insanı insan yapan? El uzatan vicdanı, ağzından çıkanı duyan beyni, uğur böceğine şarkı söyleyen dili değil miydi?

Ve gözlerimizin kenarındaki çizgiler, güneşli günlerde atılan kahkahaların ve soğuk yağmurlardan kaçıp kurtulduğumuz zafer anlarının hatırlatıcısı değil miydi? Kendi olan her yüz, içtenlikle ve özsevgiyle gülen her yüz güzel değil miydi? Ve kanatsın diye edilen her söz çirkin?

Filtre hakkımı dile kullanmak istiyorum, öyle yapmaya çalışıyorum.

Bedenimi olduğu gibi sevmek ve beni bu dünyada tuttuğu için ona teşekkür etmek istiyorum, öyle yapmaya çalışıyorum.

Kalbimi, ruhumu, sezgimi ve tüm o içten içe bilenleri özgür bırakmak istiyorum. Çünkü beni saf mutluluğa taşıyacak kanatları onlar takacak, biliyorum. Çalışıyorum, bekliyorum…

filtresiz!” üzerine 6 görüş

  1. keşke kapak fotoğrafı da filtresiz olsaymış. Yazının ana fikrine aykırı olmuş biraz :s

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön
%d blogcu bunu beğendi: