İçimde Kalacağına

“keşke” dememek için

Karsuyu ne yapar eder, ulaşır soğuktan büzüşmüş parmaklara. Bot, ayakkabı, çizme, çoğu gerçek birer engel değildir ona kalırsa. 

Pişmanlık da ona benzer bence. Düşünsene, vicdana sızan pişmanlığın sınır tanımayan karsuyundan farkı ne?

Ilık ve kuruyum diye seviniyordun. Şimdi ıslaksın ve üşüyorsun, üstelik evden de uzaksın! Eee daha ne olsun?

Ne güzel unutmuştun onu: Kime ne yamuk yaptıysan işte onu. Uğraştırmıştı iyice ama allem kalem uyutmayı başarmıştın bir şekilde. Oysa şimdi yine döndü ve “güp” diye yüreğine çöktü. 

Çaresiz bırakan bir duygu pişmanlık. Elleri kolları bağlar, kapıları kilitler, anahtarları da yutar!

Hele ona yol açan durumu düzeltmek için elinden gelen her şeyi yaptıysan. Hele de yaptıklarının hiçbiri işe yaramadıysa… Hatta daha kötüsü yaraya bolca tuz bastıysa.

İçimde Kalacağına

Sevmiyorum pişmanlıkları. Kim sever ki bir şey yapıp yanlış olduğunu anlayıp düzeltmeye çalışıp düzeltmeyi becerememeyi ve sadece o yaptığını değil tüm hayatını bir “yanlış” olarak görmeye başlama eğilimini. Cümlesi bile korkunç!

“Keşke dememek istiyorum” niyetini ifade için başladım… Sonra lafı dolaştırıp konuyu karıştırıp öylece dağınık bıraktım… Peki, bu önemli konuda yazmaya heveslendiğim için pişman mıyım? Madem önemli, başlamak bile hiç yoktan iyi değil mi?

“Keşke”ler çok kıymetli, onları dikkatli kullanmalıyım!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön
%d blogcu bunu beğendi: