İnsanın her sabah kalkınca sulayacağı birkaç çiçeği olmalı. Ya da cümleyi şöyle kuralım: İnsan, her sabah en azından çiçeğini sulamak için kalkmalı! Bazı sabahlar, sabah oluyor ama olmuyor ya, hani! Uyku bitiyor ama beden dinlenmiş olarak uyanamıyor, ya! O zaman, insan dediğin, en azından, çiçeklerine yazık etmemek adına uyanmalı. Olmazsa, uyur insan yine bir yudum […]
içim başarı, dışım para mı benim?
Gençliğime söyleyebilecek tek bir sözüm olsaydı, bu ömürlük tavsiye ne olurdu? Ona derdim ki: Hayat seni alacak, zaten orada doğmamışsan, muhtemelen bir şehirde bırakacak. O şehirde rekabet olacak, asfalt olacak, trafik ışıkları ve kalabalıklar olacak. Üstüne metro istasyonları, inatçı fareler, doyurmayan yemekler ve uçan böcekler, çalışmaktansa çalmak isteyenler ve uğraşmaktansa kaytarmak isteyenler olacak. Bir de […]
basireti bağlanmak derken
Basireti bağlanmak bayağı ilginç bir kavram değil mi? Mesela ben merak ediyorum başka dillerde basireti bağlanmak diye bir deyim var mı? Yoksa şu basiret denen şey onlarda bağlanmıyor da o yüzden de böyle bir ifade bulunmuyor mu? Kulağa komik geliyor: “Aradığınız deyime şu anda ulaşılamıyor. Çünkü bu millette böyle bir illet bulunmuyor!” İngilizcede şöyle bir […]
sus!pus
Söyleseler inanmazdım ama kesin bilgi: İnsan konuşmadıkça konuşmayı unutuyormuş. Daha yavaş ve zorlanarak ifade edebiliyormuş kendisini. Kelimeler kaçıp saklanıyormuş dilinin ucundan. Odanın kıyısına köşesine gizleniyor, perdenin arkasına üşüşüyormuş kavramlar. Salona, yan komşuya, giderek daha uzağa gidiyorlarmış. O zaman da insan adeta düşünmeyi unutuyormuş. Korkarım “yalnız insan” deniyor bu türe. İçinden geldiği gibi konuşmayan, aklının yettiğince […]
Ben Evde Yoksam
Şimdi diyeceksiniz ki “Ben Evde Yoksam” da nereden çıktı? Ne cevap verebilirim ki: Öncelikle, iyi soru. Cevabıysa özetle şöyle: Denediğim birçok yol beni buraya getirdi. Malum yerden, seneler ve kilometreler ötesinden ilham aldım yani. Bir de varlığımın en derinlerinde saklı bir yerlerden… Galiba en çok “burası ev yani mahrem ve ben buradayım” deme zamanım geldi. […]
