“Her insanın bir öyküsü vardır ama her insanın bir şiiri yoktur” demiş Özdemir Asaf. “Yalnızlık paylaşılmaz zaten paylaşılsa yalnızlık olmaz” diyen usta şair.
Bugün bir arkadaşımla konuşurken anladım ki “Her insanın nasıl bir öyküsü varsa bir de şarkısı vardır.” Kendisi yazmasa da ona ait olan, yaşamının arka planında döne döne çalan bir şarkısı vardır. Bence vardır yani.
Hepimizin kafası bozukken açıp birlikte dertlenebileceği… Kızgınken bağıra bağıra söyleyip “boş ver gitsin” diyebileceği. Aşık olunca gönlünü açabileceği… Keyifliyken dans ederek iyice coşabileceği… Hasret çekerken mektubun ucunu yakarcasına arka arkaya döndüreceği… Düğünde dernekte, her günde gecede bıkıp usanmadan dinleyeceği bir şarkısı, hatta şarkıları vardır!
Sıradan şarkılar değildir bunlar. Öyle bir yazılmıştır, öyle bir çalınıp söylenmiştir ki içimize işler! Onları yapanlara müzisyen demek yetmez. Müzik büyücüsüdür bu şarkılara can verenler!
Ne acı ki birkaç gün önce sahici müzik büyücülerinden birini, kıymetli İrfan Alış’ı yitirdik. Bağımsız müziğin, Peyk’in boyasız cilasız sesi, hakikatli nefesi aniden kesildi. Yüreğe duygu üfleyen ses, hislerimizin ruhunu okuyup yazan kalem yok artık.
Daha 53 yaşında… Yazacağı kim ne şarkılar, şarkılarımız vardı daha bohçasında… Şarkılar yapıyordu, elimize tutuşturuyordu renkli balonlar gibi… Geceleri melodileri kırpıp karanlık şehir gecesine yıldız katıyordu…
Değeri yeterince bilinmeyenlerden oldu… Adettendir diye böyle yazıyorum sanıyorsun ama öyle değil! Misal, Övünç Aslan ile birlikte şiir gibi bir şarkı yapmışlar. Hem Fransızcası hem Türkçesi var. İsmi Gecenin Teni.
22 Ara 2022 tarihinde dinleyelim diye YouTube’a koymuşlar. 2.195 kez görüntülenmiş…
Ne denir… Ne desen ne fayda!
Yapıp göğe saldığın şarkılardan biri yıllar önce gelip içime kondu koca yürekli adam! Ah İstanbul! derken artık senin için de bir ah çekmek şart oldu…


