mutlu kızlar

yaslan arkana

Varsay ki hafta bitmiş ama seni de bitirmiş. İş güçle cebelleşmekten günler nasıl aktı bilemeden, zamana karşı savaştan sonra zafer anlamına gelen cuma günü mesai bitimini bulmuşsun nihayet. Bütün vücudu saatlerdir koşmaktan sızım sızım sızlayan bir koşucunun bitiş çizgisindeki hali gibi yorgun ama gururlusun.

Kısa da olsa bir şey izleyeyim, bir bölüm komedi dizisi mesela diye niyet ediyorsun. Tek hatırladığın bu… Sonra sabaha karşı beşte oturma odasında kendi kendine kapanmış televizyonun karşısında buluyorsun kendini. Ben ne zaman buraya geldim ve niye diye düşünürken çakıyorsun köfteyi…

Yatak odasına giden yol arşa uzanıyor sanki, ayaklarında birer külçe seni geriye çeken, ama zoru başarıp yatağa atıyorsun kendini… Ve yatağa uzandığın anda bir mutluluk kaplıyor içini. Kanepede iki büklüm yattığında tutulan sağın solun onları konfora taşıdığın için teşekkür ediyor sana adeta. Şöyle bir iki kıpırdanıyorsun. Hatta geriniyorsun, dönüyorsun, sevinçle yastığına sarılıp mutlulukla yorganına dolanıyorsun. Kanepe bir küvetse saatlerdir özlemle yolunu gözleyen yatağın ferah feza bir okyanus…

Gün doğmadı daha, saate de baktın emin olmak için daha tamı tamına iki saatin var uyumak için! Ohooo o iki saatte neler uyumaz ki insan, neler şifalanmaz ki ne sıkıntılar silkelenmez ki…

İşte o anda insanın içini dolu dolu kaplayan o alçakgönüllü ve doyurucu saf mutluluk halinden istiyorum. O iç huzurunun, yürek ferahlığının sadece birkaç saatliğine gelmesini değil kalbe daha sık uğramasını ve daha uzun süre kalmasını istiyorum.

Onun ideallerimize ve değerlerimizi sahip çıkarken muhtaç olduğumuz kudrete eklenmesini diliyorum. Bunu ekmekle onur arasında seçime zorlayan adaletsizlik sakinlesin ve sana verilen ömür hızla geriye sayarken mutluluk hanesine eklenen anlar çoğalsın diye istiyorum. Tüm kalbimle hem de…

Hayır, sadece kendim için değil. Herkes için istiyorum bunu. Çünkü biliyorum, iç ferahlığı da bulaşıcıdır yürekteki fırtınalar gibi… Kabına sığmaz, etrafa bulaşır, yayılır yayılır yayılır.

Hep bilmiyor muyduk bunun böyle olduğunu zaten, bir kişinin duygularının ve ihtiraslarının nasıl etrafını tarumar edebileceğini… Ve tam zıddıyla, şefkatli ve içten ellerin ne kadar çok cana can katabileceğini, derman olabileceğini…

Sonra bunu çok daha geniş ve dramatik bir ölçekte görmedik mi kovid ile… Şimdi katliama dönüştüğü bildirilen özel operasyondan dünyaya oluk oluk sızan acıyla buna yeniden şahit olmuyor muyuz? Nasıl bağlı her şey birbirine, nasıl dalga dalga yayılıyor iyilik de kötülük de… Görüyoruz, istersek tabii.

Varsay ki doğru yazdıklarım… Ya da safi saçmalık! Peki, asıl sen ne istiyorsun? Neyi diliyorsun? Hangi omzu dinliyorsun? Hangi “gerçeği” hakikat biliyorsun?

yaslan arkana” üzerine 6 görüş

  1. Bugünkü ruh halimizi anlatan güzel bir yazıydı, hangi gerçeği istiyoruz biz de bilemiyoruz sanki:) Yüreğinize sağlık…

  2. İşte okudun ruh halimizi, neler istediğimizi cancağızım; huzur istiyorum. Günleri saymadan yaşamak, sabah yataktan uykusunu almış bir bebek gibi uyanmak. Çok mu fazla istedim acaba😘
    Sen insanların gönlünü okuyorsun, okşuyorsun da🧿 ellerine beynine sağlık🙏🏻

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön
%d blogcu bunu beğendi: