yağmurlu kız

sessiz çığlık

El yazısıyla yazılmış bir tarif… Yaşadığın ülkede geçmeyen eski bir kağıt para… Hiç beklemediğin bir anda başlayan sağanak gibi inse omuzlarına…

Şemsiyen yok, sığınabileceğin bir apartman girişi, ağaç dalları yok! Yok işte! Senden, beynine damlayan anılardan ve terkedilmiş yarınlardan başka bir şey yok!

Ne yapardın?

Ne yapardın hayat aynı anda dün ve bugün ve yarından oluşan bir bütün gibiyse? Sen ve önceki ve sonraki kuşaklar birbirine yapışık ama birbirinden kopuk gibiyse?

Yaşama edimi, onu anladığını sandıkça cıvıklaşan bir hamur gibi dirseklerine tırmanıyorsa ya… Sen bilinmezlik çamuruna dibe çıka ilerlerken bazen yavaş bazen hızlı çevren giderek ıssızlaştıysa? Gözlerin derinleşirken gördüklerin sığlaşıyorsa?

Acayip olduysa zamanlar, doğrunun yanlışın rengi, tadı, kokusu birbirine karıştıysa… Bu arada her nasıl olduysa insan insandan soğuduysa… Bileni, dinleyeni olmadığından söz sessiz bir çığlık olarak yankılanıyorsa  tüm kulakların uzağında…

Sen olsan ne yapardın? Hazır hala temizken yağmur, kendini yalnızca onun minicik öpücüklerine teslim etmekten başka?

Bir süre önce can dostum, “yazsana” dedi yine; “yine yazsana!” Her şey öyle başladı zaten...
Yazı oluşturuldu 275

sessiz çığlık” üzerine 2 görüş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön