kutuda kedi

sarışın kedim

Benim bir kedim var. Sarışın ve şımarık! Günün 18 saatini uyuyarak geçiren ve geri kalan altı saatte de “çok uykum geldi, zaten günlerdir bir türlü uykumu alamıyorum” dercesine ha bire esneyen bir nevi tüylü insan kendisi!

Zaman zaman sinir olmuyor değilim kedi adamın kendine hak gördüklerine: Evin en yumuşak battaniyesini ve en konforlu yastığını kap, tamam. Yıkanıp silkilip tüylerden arındırıldıysa onu yeniden tüye bula, tamam. Kaptaki mama bitmemiş ama daha tazesini vermesi için iki ayaklı kediyi uyandır, tamam. Biri iş mi yapıyor, hemen başına üşüş ve onu o anda oyun oynamaya ikna etmek için türlü şaklabanlığı yap. Hatta gerekirse PC kapağını ittirerek parmaklarını sıkıştır, tamam. Önce bol bol oburluk et sonra sağa sola kus, tamam. Misafirin getirdiği çiçekler de dahil, evi tüm bitkilere dar et, ee o da tamam!

Kedi adam sanki dünyaya her bir şey onun istediği gibi olsun, kendisi de etrafta ünlü bir hükümdar, gibi kasılarak turlasın ve topraklarında gururla dolaşsın diye gelmiş.

Hoş, ona ev kedisi olmak ister misin diye sorsaydık… Evin rahatlığıyla özgürlüğün kanatlarını takas etmek ister miydi yoksa hayatını özgürce yaşayıp ekmeğini taştan çıkarmayı mı tercih ederdi diye ona danışsaydık kim bilir neler neler duyardık! Neyse…

Nasıl ki her evlat en başta kendi anasına güzel, benim kedim de benim için çok özel. Ve onun ilginç bir özelliği var, o da gırıldamaması! Nedenini nasılını bilmiyorum ama gırlamıyor, mırlamıyor, o sıcacık kedi sesini çıkarmıyor benimki. Bebekken ya da büyüyünce, sevinince üzülünce, asla ve kat’a o ses o bedenden çıkmıyor. O sesle beraber gelen titremeyi vücudunda hissetmek mümkün. O sıcaklık, o güzel enerji dalga dalga yayılıyor. Ama pembecik ağzından ya da bedeninden minicik de olsa bir mır çıkmıyor.

Biraz araştırdım ama nedenini nasılını bulamadım. O yüzden amatör kedi fısıldayıcısı sıfatıyla konuyu boş zamanlarımda düşünüyorum ve sanki bunu biraz bebekliğine bağlıyorum.

Benimkini annesi “bu yaşamaz” diyerek kendi başına bir köşeciğe bırakmış. Doğanın dediğini yapmış, sınırlı kaynağını yaşamı sürdürme ihtimali daha yüksek olan diğer yavrularının şansını artırmak için harcamış. Na’psın kedi kadıncık, hangi anne isteyerek vazgeçebilir ki kendi evladından… Hem ne bilsin ki ilaç diye bir şey var, veteriner denen insanlar var, para denen şey sayesinde sağlık denen başka bir şey satın alınabiliyor ve can kurtulabiliyor, şanslıysan.

kedi yavrularıNeyse… Kalmış mı benim kedicik bir başına! Koca İstanbul’da tek tük kalmış ağaçlardan birinin dibine sığınmış, minicik sesiyle yanık yanık miyavlayarak dert yanarmış. Bir sabah eve giderken bu sesi izleyerek bulmuş bıdığı bir arkadaş. Veteriner, ilaç, mama, banyo derken sıska vücudu toparlamaya, gözler yavaştan açılmaya başlamış. Biz tanıştığımızda hala el kadardı ve nasıl bir savaşçı olduğu daha o zamandan anlaşılmıştı.

Düşünüyorum da acaba bu bebeklik travması mı kediciğimin mırlamasını yok etti? Daha da önemlisi, yaydığı frekansla kendini ve insanını iyileştirebilme kudretindeki o mırıldama, yeterince sevgi, özel ıslak mama ve yumuşak yastık desteğiyle bir gün ansızın geri gelir mi?

Ya da belki yaşamı sessiz ve derinden deneyimleyen bir pisicik benimki. Hem ben onu olduğu gibi seviyorum. Farklı olması onda düzeltilmesi gereken bir sorun var demek değil ki! Öyle değil mi?

sarışın kedim” üzerine 15 görüş

  1. Ne güzel yazmışsın,kediyle benzer yonlerimiz var ama insanlar aleminde bu durum hiç hoş karşılanmıyor..

    1. Merhaba, teşekkür ederim güzel yorum için.

      Kastedilen yönler hangileri bilemedim ama insanlar aleminin doğrusu yanlışı da tartışmaya açık olabiliyor.

      Sosyal olan doğası gereği göreceli, enseyi karartmadan bunu hatırlamak bazen insana iyi geliyor. Benim kediye yani 🙂

      1. Benim kedimde çok şımarık hiç yerinde durmuyor. Hani elinde birşey olur ve ona içten bakar ve kıyamazsın için bir ciz eder. Çok güzel bir duygu benim için onun istediğini karşılıyor olmam onun mutlu olduğunu hissettiriyor bana, çok güzel tanımlamışsınız. Kaleminize sağlık ✏️✏️✏️
        Benim kedim fazlasıyla mırlıyo bu arada

        1. Hoşgeldiniz bloğuma. Güzel sözleriniz için teşekkürler. Galiba bunların hepsi böyle şımarık, bağımsız ruhlu ve vazgeçilmez!

          Kedimle ikimiz sizin şımarığa ve size selamlarımızı yolluyoruz.

    2. merhabalar sevgili yazar arkadaşım ( :
      kediciğinizle aranızdaki hem duygusal hem de fiziksel bağa hayran kaldım doğrusu. bence miniş sarışın kediciğiniz sizin gibi harika bir annesi olduğu için çok şanslı. kendisine sevgilerimi iletin ve yanaklarını benim yerime mıncırın olur mu ( :

      çok selamlar, sevgiler..

    3. Ne sevimli bir kedi Maşallah nazar değmesin. 🙂 Annesi bıraksa da artık emin ellerde olması güzel.

  2. Kedileri dogdugunda kor ve sagir derler – annelerinin o mirmir sesinin titresiminle komunikasyon kurarlarmis. Acaba sizin yavrucuk itelendiginden dolayı o titresimi ve akabinde sesi ogrenme imkani olmamis olabilir mi? Boyle durumlarda baska turlu komunikasyon kullanir derler – bence sizin sevgi ve desteginizle hepsi duzelir. Herhalukade birbirinizi bulmus olmaniz en guzel sey, sevildigini his ettigine eminim. Bir kedi annesi olarak, severek de okudum, umarim en kisa zamanda size mirmirini his ettirir. 🙂

    1. Bayıldım yorumunuza, bence dediğiniz mümkün, çok teşekkür ederim.

      Mırmır yapıyor yapmasına ama ses çıkmıyor. Hakikaten özel bir hayvan ve sanırım mutlu 🙂

      Hoşgeldiniz sevgili kedi annesi, tanıştığımıza sevindim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön
%d blogcu bunu beğendi: