İçimde Kalacağına

hassas kalpler ülkesi

Bugün hayaller üzerine düşünüyorum, işim yok başka yapacak nasıl olsa! Çünkü belki söylemişimdir, benim evde kıyafetlerin huyudur, hepsi kendi başına yıkanır, kurur. Sonra kendi kanatlarıyla uçup yerlerine yerleşir. Hele o beyaz gömleklerin martı gibi pike yaparak gardıroba girişine görmeyen inanmaz.

Yemek desen aynı, mutfak günde iki öğün, üçer kap yemek çıkarır kendiliğinden. Hem de bir kere olsun “bugün ne yemek yapayım” diye başımı ağrıtmadan ve adeta canımın ne çektiğini bilerek… Doğru tahmin ettin, kahvaltıysa hep açık büfe. Bulaşık derdi zaten yok çünkü evde kâğıt olmayan tabak, plastik olmayan çatal yok.

Akıllı Ev

Ev akıllı olduğundan ne dağılır ne kirlenir. Zaten bahçedeki ağaçlar da meyve ya da yemiş yerine gıcır gıcır banknot veriyor bize… Kısacası, aman tahtaya vurayım, keyifler yerinde.

Öyle olunca bana da düşünecek bol bol vakit kalıyor haliyle. Misal, millet, güneş yüzünü göstermiş diye güneşli bir ana yüz sürmeye sokaklara, parklara hücum etmiş. “Kaç günümüz kaldı belli değil nükleer santraller ya da bombalar patlamadan, ben en iyisi mi azıcık keyif süreyim” demiş.

Bense pencere başında zeki ama tembel bir eski koltukta kırmışım dizimi, camdan hayatı izliyorum; bir iç denizmişim gibi, sessiz ve derinden, içimden. Bugün de böyle, ne de olsa her gün başka bir numarayla çıkıyor ruhum bu aralar karşıma! Dışımda savaş, virüs, ekonomik dertler… İçimde ne yapsam da yetişkinlik dersini kaynatsam diyen fikirler ve hayaller… Harika!

Haberleri okudukça deliliğe vurasım geliyor. Deliliğe vurdukça “boşver, kız rahvan, kaç günlük dünya şunun şurasında” diye bağırarak dans etmeye başlayasım!

Her şeyin bir oyun, bir kurgu ve kabul olduğunu varsaysak… Uçakta bile değil, simülasyon uçuşuna benzer bir yerde olduğumuzu anlasak… Hayatı fazla ciddiye almadan ama değerini de unutmadan uçsak… Martı gibi, bulut gibi, arı gibi…

Ama olmaz tabii, olamaz… Zaten arı deyince dünyanın birçok yerinde azaldıkları geliyor aklıma ve artık yerine ulaştıramayacakları tohumlar… Bulut deyince mantar bulutların belirme ihtimali ve kaynatamayacağımız kremalı mantarlı çorbalar… Ve martı denince mis gibi balıkların soyu azaldığından canım şehrimde çoğu zaman çöpten beslenen asil ve özgür canlılar…

Hassas Kalpler Komünü

bayrak yarışı

Fakat bende hiç her an değişebilecek gerçeklere kaptıracak paça var mı? Öyle zamanlarda sihirli çalı süpürgemi kaptığım gibi kovalıyorum gerçekleri hayallerden… Kasvetli düşünceleri gamsız yüreklerden…

Basıyorum kısa bir süre önce icat ettiğim zamekan makinesinin tuşlarına bip bip bip diye… Anında ışınlanıyorum vasat, cahil ve kalpsiz olanın nefes alamadığı yere… Yani hassas kalpler ülkesine…

Unutmadan söyleyeyim, gelmek isteyenler bavulları hazırlamaya başlayabilirler. Elle gelen düğün dernek demişler. Sloganı “iyilere özgürlük” olan bu diyara göç etmek isteyenler için kapılar açık. İş ki gelmek isteyenlerin kalbi de sevgiye açık olsun. Ve aşağıdaki şartlara uysun 🙂

Hassas Kalpler komününe katılmak isteyenlerde aranan özellikler özetle şunlar:

  1. İyi, saf hatta mümkünse nahif olmak (nahif mi naif mi artık ona da bir zahmet kesin karar verilse de zırt pırt değişmese)
  2. Gözyaşlarının gücüne inanmak
  3. İçindeki dahil tüm çocuklara ve iyi insanlara iyi davranmak
  4. Yargılamamak, önyargıda bulunmamak, kimseleri utandırmamak
  5. İçtenlikle şükretmek
  6. Hiç kimsenin kalbini gönül rahatlığıyla kırmamış, kırdıktan sonra üstüne fosur fosur uyumamış olmak
  7. Dürüst ve öğrenmeye açık olmak
  8. Şarkı söylemeyi, hikayeler anlatmayı ve dans etmeyi sevmek
  9. Yeteneğine becerin ve emeğinle teşekkür etmek
  10. Doğayı, sevgiyi, insanlığı, parçası olduğunu varlığınla onurlandırmak

“Ne ütopik liste bu canım! Böyle bir tane insan evladı göster, şuracıkta dişimi kırayım” diye isyan edenleri duyar gibiyim. Doğrudur. Kimse 10 puan, 10 puan, 10 puan almayacak bu evet hayır testinden. Zaten ne çocuğuz artık ne yarışmada, ne de Barış ağabey hayatta.

Bu test sadece beyaz kurdu beslemeye karar vermenin ilk adımı. Çünkü her büyük karar, yeni bir başlangıç. Çünkü hiçbirimiz mükemmel değiliz. Ve önemli olan niyet etmemiz.

Yeni bir hayat, arıların cıvıl cıvıl vızıldadığı bir toprak parçası hayal edebiliriz obur martıların bile karnını rahatça doyurduğu bir billur suyun kıyısında… Mantar çorbalarının tadını sohbetinkiyle katlayarak çıkarırken bulut ihtimallerini unutturacak bir taze devir inşa edebiliriz. Birlikte inanırsak yapabiliriz. Evet hayat, sana bir de gören gözlerle bakabiliriz.

hassas kalpler ülkesi” üzerine 6 görüş

  1. merhabalar sevgili yazar dostum ( :
    yazılarına ne yazık ki yine ara vermek durumunda kalmıştım. fakat böyle harikulâde bir yazıyla dönüş yapmak beni hoşnut etti ( : iyilik, güzellik, umut dolu bir yazı olmuş.
    ben de Hassas Kalpler Komününe katılmak istiyorum, her ne kadar şartları tamamlayamasam da ( : dünyanın çilesi bitmez demişler, ne kadar doğru bir söz değil mi? buradan sizin vesilenizle güzel insan, değerli sanatçı büyüğüm Barış ağabeye de sevgilerimi, selamlarımı, hürmetlerimi yolluyorum.
    iyi bakın kendinize. bir sonraki yazınızda görüşmek dileğiyle.. sağlıkla, huzurla, güzellikle kalın..

  2. Yaşamak ne güzel değil mi? evet yaşamak bence de çok güzel. Hayatın tadını çıkarmak varken neden hep zamanımızı boşa geçiriyoruz? o kadar yaşanacak şey var ki hayatta. bizim bile göremediğimiz, duyamadığımız, hissedemediğimiz şeyler var ki. ama hepsini bir anda yapamıyoruz yapamasak bile bir yerden başlamalıyız bence, çok güzel demişsiniz “Hassas Kalpler” ülkesi diye. Şu yaşadığımız zamanda bile sevgimizi yayamaz olduk, kimi sevsek, kimi saysak kıymet bilmez oldu. İşte bu yüzden Hassas Kalpler komününe bende katılmak isterim. yazınız için teşekkürler Sağlıkla Kalın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön
%d blogcu bunu beğendi: