İçimde Kalacağına

deveye aranan diken

Dünyada sağ, popülist politikacılar bir süredir revaçta. Sanmam ama acaba hiç tanıdığınız var mı aralarında? Kaçını sayabilirsiniz bir solukta bilemem ama bu tür liderlerin sayısı az da değil. Sanki toplama kampları insanlar için değil elmalar içindi! Sanki bir tek onların utancı bütün insanlık tarihine yetmedi! 

Ve bayanlar baylar, merdivenden kayanlar: Devran döndü yine benzer kafatasçı kafalar sahnedeki yerini aldı! Bu neyin kafasıdır, anlamak gerçekten de mümkün değil! Şaka etmiyorum, insan psikolojisi denen şey kelimenin tam anlamıyla şaşkınlık verici! Bence kafanın çalışması –ya da durması ve onu taşıyanın bu duruma uyanmaması!- kertenkelenin kopan kuyruğunun yerine yenisinin gelmesinden çok daha şaşırtıcı!

Ömrünü fikri sabit bir zihniyetle peynir ekmek gibi yemek… Asılsız önyargılar nedeniyle “önüme gelene bir tekme” diyerek yoluna devam etmek… Gördüğünü, duyduğunu ya da okuduğunu yanlış anlamak pahasına inandığını teyit etmekte araç için kullanmak… Bireysel kararların bir ulusun ya da insanlığın kaderinde ne denli belirleyici olduğunu bilmeden veya iplemen onları çiğdem çitler gibi almak…

İçimde Kalacağına

Anlamak imkansız, ne bu şimdi? İnsanların hür ve eşit doğduğuna, mutlu ve insan gibi yaşanan bir yaşama hakkı olduğuna inanmak yerine “onun sapı, bunun çöpü var” diyen bir garip zihniyetin peşine düşmek! Organik pazarda kusursuz görünen meyve mi arıyorsun? 

Bir de şu var: İnsan yaşamının her yanına etki eden politik bir duruş niye durup dururken hortluyor? Ne bu şimdi renkli yaşam kültürü dergilerinden fırlamış bir moda gibi yeniden kırpılıp önümüze konuyor? Yırtık kot modası gibi, geliyor, her yeri işgal ediyor, zamanla bıktırıyor, modası geçiyor, hop birkaç on yıl sonra yine geliyor! 

Sağ politikaların katlettiği insanların ruhu hala dünyada! Ve onlara özenen politikacıların hortlattığı bu “sevgi dolu kardeşlik ruhu” da yine yine yeniden burada! Timsah gözyaşları nereye buharlaştı? Yaşananlardan alınan dersler? Atılan adımlar?

Bir de işin garibi en çok dezavantajlı kesimler, az okumuşlar, az kazananlar peşine düşüyor bu politikacıların. Düzenin bir kenara ötelediği insanlar, diğer insanları ötelemeyi kendine iş ediniyor. Halbuki ne yaptı bu insanlar sana? Bu düzeni onlar mı bozdu? Yoksa onlar da aynı düzenden senden farklı şekillerde de olsa mağdur mu oldu? Yüzyıllık uykundan uyanıp bir açsan o gözlerini?

Bu arkadaş okudu diye mi sen okuyamadın? İkinize yetecek kadar sıra mı yoktu? Yoo! Bu arkadaş tuvalet temizliyor diye mi sen işsiz kaldın? Ona reva görülen iki kuruşa onun yaptığı boktan işi sen yapar mıydın? Yoo! Bu arkadaşın anadilinde türkü söylemesinin senin diline ya da türkülerine herhangi bir zararı mı var? Yoo! Bu arkadaşın derisi seninkinden açık ya da koyu ya da çizgili ya da puantiyeli olabilir, bunun sana bir zararı var mı? Yoo! Bu arkadaşın Tanrısı kendine, seninki sana olsa, onun Tanrısının sana ya da senin Tanrına bir zararı var mı? Yoo!

Diyorum ya garip bir psikoloji! Adeta idiyotloji!

Neyse ki evren de işini biliyor ve gönüllerine göre veriyor! Deve için aranan diken her defasında kolayca bulunuyor!

Tabii olan kurunun yanındaki yaşa oluyor! Ne ala memleket şu bizim gezegen, adeta yı-kı-lı-yor!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön
%d blogcu bunu beğendi: