Site icon İçimde Kalacağına

istiyorum

Az önce güneşin ilk ışıklarıyla uyanmış perdeleri kenara çekerek yeni güne başlarken içinden neler geçiyor?

Pencereden bakarken gördüğün, geçmiş savaşçıların hayaletleriyle dolu bir muharebe alanı mı yoksa çiçek dersen çiçek, ağaç dersen ağaç, bostan dersen bostan olabilecek kudrette bir toprak parçası mı?

Eski yeni yenilgiler ve olası zaferler mi esir alacak hayatımızı, onlara izin verirsek? Yoksa asıl işimiz olan, yaşamak mı dolduracak anlarımızı, bunu seçersek?

Ömrü yaşamaya ve hatırlanmaya değer kılan neyse onları erteleyip… Ertelerken hata yaptığımızı içten içe bilerek kendimize içerleyip… Yine de olanın adını olduğu gibi koyamadan, anı doldurup tüketerek geçiriyor olabilir miyiz günlerimizi, hakkıyla yaşayamadan?

An…

Ana, uzaklardan gelen, az önce kavuştuğum dostummuş gibi kocaman sarılmak istiyorum. Sayılı gün geçince yine uzaklara gideceğini bilerek onunla geçen her saniyenin değerini bilerek yaşamak istiyorum. Bunu yapmamı gözlerime tül perdeler çekerek engellemeye niyetlenenlere rağmen… Başımı mağara duvarından çıkışına çevirince, parlaklığıyla gözümü yakan güneşe rağmen… Zihnimde dalı budağı birbirine karışmış kabullere, yanılsamalara, yanılgılara rağmen… Hayatımı, hiç beklenmedik bir zamanda aniden kaybedilebilecek bir armağan olarak yani adıyla sanıyla, tadını doyasıya çıkararak yaşamak istiyorum.

Exit mobile version