Site icon İçimde Kalacağına

doğru zaman

Hep kaçırdığın gözlerinden okuyorum son günlerde  vazgeçtiğini, odadaki en uzak köşede süren sessizliğinden… Sesin çalındı mı yoksa kendin mi sakladın onu beş kat yorganın altına, merak ediyorum.

Sana seni anladığımı hatta aynı talan edilmiş masada az ileride oturduğumu söyleyecek olsam… Başını döndürüp bakacak ya da kulak verecek dermanın var mı?

Gözlerini yakalasam, sakin bir sohbet başlasa sonra ve laf lafı açsa: Senin kaç kaşığına taş çıktı? Kaç bavulun halen yolunu arıyor? Kaç duvar kapandı üstüne? Kaç avuç yaşama sevincin kaldı? Anlatsan…

Bana gelince sıra, ben de döksem içimi korkutmadan: Kaç masalımın sonu kötü bitti? Kaç cici elbisem yırtıldı? Kaç sokak çekildi ayaklarımın altından? Kaç avuç yaşama sevincim kaldı? Ya da kaldı mı?

Tüm bunları evirip çevirirken kafamda bir bakıyorum ki kalkmışsın. Kapının kolu elinde, diğer elin cebinde, ceketinin yakasını yukarıya kaldırmışsın… Bu halinle dışarıdaki borana o anda olabileceğin kadar hazırsın.

“Konuşma şansımız olsaydı keşke” diye geçiriyorum içimden arkandan bakarken. Kendime o ihtimalin kapıdan çıkmak üzere olduğunu ama henüz gözden kaybolmadığını anımsatıyorum. Yıldız kaymış da kuyruğundaki dileğe tutunmuşum gibi hızlıca toparlanıyorum. Şimdi o önde ben arkada boş bir sokakta yürüyoruz. Hayatım boyunca yaptığım gibi adım atmak için doğru zamanın gelmesini bekliyorum.

Exit mobile version