İnsan bazen dönüp dolaşıp aynı kayalıklara tosluyor!
Oysa biliyor ki oralar tekinsiz sular, en ufacık boşluğunda yakaladığı gibi rendeler teknenin altını.
Üstelik yorgun teknenin altı rengarenk yamalı!
O yüzden gözlerini, neredeyse asırlardır süren uykusuzluğuna rağmen, açık tutmaya çalışıyor.
Ellerini güneşe siper ediyor, bakışı kamaşmasın, aklı karışmasın diye.
Şahinlere özenerek tüm kalan gücüyle bakıyor derinlere…
Tehlikelere karşı tetikte olmaya çalışıyor.
Ama neredeyse her seferinde bir şeyler oluyor!
Ya bir martının çığlığı patlatası geliyor ya midenin gürültüyle guruldayası.
Ya bir dalga yükseliyor nedensiz ya bir balık zıplıyor maviden nefessiz.
Bir şey oluyor işte!
Kader ağlarını bazen çoktan bazen alelacele örmüş oluyor,
Olan oluyor! Yine!
Bazen dönüp dolaşıp aynı kayalıklara tosluyor insan!
Onların orada olduğunu bildiği için
Bildiği için dikkat etmesine rağmen yine yara aldığı için
Yaralandığı için ayrı korunamadığı için ayrı
Bir kez de iç denizindeki kırık aynalar kayalıklarına tosluyor!
Bir kaza iki kaza oluyor yani, dert kendiyle katlanarak çoğalıyor.
Her badire, bir öncekilerin acısını saklandığı karanlık sulardan çıkarıp ortalara seriyor!
Kırılmış ve kaynamış tüm kemiklerin hayalet acısı ordu halinde geri dönüyor.
Nasıl bilmem ama insanın her yeri ayrı ağrırken her biri tek bir ağızdan inlemeyi başarıyor.
Hayat pusu mu kuruyor insana bazen?
Niye peki, ona bir ders vermeye mi çalışıyor?
Bazı insan kendi tuzaklarını kurmakta daha mı mahir oluyor? Hatta bazısı tuzakların izini mi sürüyor kalan ömrünü ya da ızdırabını kısaltıversin diye?
O kayalıklar hep oradaysa ve orada kalacaksa!
Tek bir güzergah varsa ve başka bir yol açmanın yolu yoksa…
İlahi adalet buna ne diyor?
