Günler oldu ki ruh halim bir garip. Kış toprağında kabuk gibi, dışı sert ve donuk, bomboş sanki içi! Kızgındım önce, lavlar kadar kızgındım. O kadar ki duygularım biraz daha kabarsa taşabilirdim… Patlak bir plastik top gibiyim oysa şimdi. Rengarenkti, düşler gibiydi, kendinden utanarak solup gitti sanki bütün renklerim.
Sancılı bir karabasan, dehşetli düşüncelere sığmayıp koca bir coğrafyaya yayılınca… Korkulan, uzak olması dilenen bir ihtimalden avaz avaza ölümlere uzanınca… Şehir üstüne şehir, köy kasaba, anne baba çocuklar, aileler akrabalar, konu komşu, soy sop yok olunca… Sokaklarla birlikte anılar, insanlarla birlikte yarınlar, daha dün varken bugün artık yoksa…
Ne kalıyor geriye, bir şey kalıyor mu ya da? Bunu yaşayarak öğreniyoruz şimdi, on binlerce canımız enkaz altında kaldıktan sonra! Bilmiyorum ne olur, bundan sonra. Bilemiyorum. Mecalim yok, soramıyorum. Bildiğim şu: Tarihin kaderi yazılıyor her kararımızla!
