Yüreğinin orta yerine parçalı bulutlu bir gün gibi çöreklenen belirsizlik hissi… Geldiği gibi içine yayılarak yerleşen, hiç bitmeyecekmiş gibi…
Apansız sarsan zelzele, ansızın bastıran sağanak sanki…
Daha dün bir bugün ikiyken mevcut rutin, o rutin ezelden beri varmışçasına seni boşluğa düşüren
Herkesin içinde güle oynaya yolculuk ettiği tren, yoluna devam ederken seni ayağı kaymış ya da kaydırılmış da camdan düşmüş gibi hissettiren…
Bitmeyen ve başlamayan o garip an.
Tek bilineni bilinmezlikleri olan çelişkili zaman!
Belirsizliği,
Kaderinin iyi yazılmasını dilemekten başka çaresi olmayan birinin
Tekinsiz, mecbur teslimiyeti içinde
Yaşamaktansa…
Ümit dolu, kalbi kendinden kanatlı bir çocuk olsaydım
O çocuğun peşinden düşlerinin odasına dalsaydım hoplaya zıplaya
Eprimiş karton kutusundan yere saçılmış mum boyları toparlayıp
Rüzgârda dağılmış martı beyazı kağıtlardan da bir iki tane kapıp
Olması dilenenin resmini yapmaya kaptırsaydım kendimi mutluluk içinde
Ve o resmin, zihnimin ellerinden çıkıp gerçeğe dönüşerek çevremi şekillendirdiğini görseydim
Belirsizliğin yıkan ama aynı zamanda yapan
Olandan koparan ama özgür bırakan
Zayıf hissettiren ama güç katan
İhtimallerden ibaret görseydim
Mutluluk içimde…
Her şeyin iyi olacağını bileyim
Her şeyin zaten iyi olduğunu bileyim
Ruhumu sıkboğaz etmeyeyim
Günümü ziyan etmeyeyim.
