özgürlükler savaşı

Pandemi başlayalı yıllar oldu. Virüs ilk ortaya çıktığında, gelişmişinden kalkınmakta olanına bütün ülkeler virüs karşısında alabildiğine afallamıştı. Sanki bu meret, gökten aniden inen bir uzaylıydı, ülke halklarıysa ilk kez UFO gören insanlar! Kamyon farlarının keskin ışığı karşısında donakalan yavru tavşan misali yaşadığımız zamanlar, sadece zihinlerimize ve yıpranan sinirlerimize kazınmakla kalmadı. Birçok anayı babayı, eşi dostu, […]

haftasonu beş gün olsun

Hayatımızdan memnun muyuz? Nasıl anlarız? Gün bittiyse ama o günü hiç yaşamamışız, dahası o günden hiç tat almamışız gibi hissediyorsak… Ne kadar yorgun hatta tükenmiş de olsak bir gün daha yaşamadan yaşlanmayı hazmedip uykuya dalamıyorsak bir türlü… Ya da kalktığımız andan itibaren içeride gizlice tekrarlanan bir “akşam olsa da yatsak” mottosuyla, ancak bir robot canlılığıyla […]

yaşamaya geldik, olmaya

Demir kanatlı dev kuşları uçurabildiği için mi? Koca koca binalar diktiği için mi? Soyunu doğanın sahibi sandığı için mi? Sebebini bilmem ama insan sanki neden dünyaya geldiğini hepten unuttu. Neredeyse diyeceğim, bir yarışın başlangıç noktasında başlıyoruz sanki hepimiz yaşantımıza…  Oysa doğduğumuzda varlığımıza vesile olanlar var, nemli ve yorgun gözlerle karşımızda. Bırak yarışmayı, ayakta duracak halimiz […]

Ölü Ozanlar Derneği

Ölü Ozanlar Derneği, birçoklarımızın yüreğini titreten filmlerden biriydi. Zamanı geçmeyecek öğütleri, yarattığı dokunaklı atmosferi, sosyal bilimlerle sanatı, insanı insan yapan değerler olarak anımsatma becerisi ve capcanlı karakterleriyle bence hala da öyle… Bir film değil de bir gözlük adeta o, “al, dünyaya bir de böyle bak” diyen… Ya da bir sihirli kitap, ne arıyorsan onu gösteren […]

camdaki hayalet

Komşunun biri matkapla bir şey deliyor bu saatte, delmez olasıca. Doğa anaysa bir yağmur konçertosu yönetiyor coşkuyla… Ağır diş ve baş ağrısıyla kendimi erken emekli ettiğim bu harika günde yatağın içinde acısız ve huzurlu bir uyku aranıyorum. Kulağımı ve zihnimi matkap seslerini dışarıda bırakıp yağmurun tıpırtılarına yoğunlaştırmaya zorluyorum. Yağmur kokusunu yastığıma taşıyan rüzgarın yardımından medet […]

onunki hayatsa

Küçük oturma odamın büyük camının önünde genç bir bitki azmanı var. Galiba pitos ailesinden, bir tahminim o. Yerini çok sevmiş bir çalı mı henüz gelişememiş bir ağaç mı ondan bile tam emin değilim. Ama neşeli bir tip ve yalnız kalmayı hiç sevmiyor, tek kesin bilgi o… Dallarını büyütüp pencereden içeriye uzatmaya çalışıyor bana doğru. Yan […]

gitmek mi zor yoksa…

Konfor alanı diye bir yer var, içinde çabasızca kendimiz olabildiğimiz. Anadilimizi konuşmak kadar kendiliğinden. Su içmek kadar doğalca var olabildiğimiz bir yer. Ve orası bir o kadar da tehlikeli aslında… Sımsıcak bir günde zorla emziren anne kadar boğucu… Bir o kadar da çaresizce tutunduğumuz. Uçurumdan uçmaktansa bizi hayatta tutan tek el oymuş gibi… O denli […]

bu doğruysa gerçek ne?

Bazen gerçek, içinde kollarını tüm gücüyle iki yana sallayarak bağırır! “Buradayım! Bak, bak burada! Duy beni! Anla beni! Kurtar beni! Kendini!” Gerçek, gerçek de olsa çoğunlukla tanınmaya muhtaçtır çünkü. Fark edilmeye, kabul edilmeye, ağızdan ağıza yayılmaya ve zihinlerde yer etmeye ihtiyaç duyar. Yaşayan diğer canlılarla ortak bir an inşa etmek için şarttır bu. Gerçeğin, yalanla […]

her tohum bir sır küpü!

Bir kuru fasulye taneciğinin bile iki parmak pamuk ve birkaç damla suyla canlanabildiğini gözlemlediğim çocukluk yıllarından beri tohumlar beni büyüler. En çok da onların temsil ettiklerine bayılırım. Her biri içinde kendi sırrını ve bir gün var edeceği saklı dünyasını taşır. Sabırla bekler, direnir, dayanır ve günü gelince var eder.  Ne dişi, ne kudretli bir sihir […]

On bir yıl, bir bina

Nişantaşı sanki bizimdi. Sabahları derse geç kalmamak için gri lacivert üniformalarımız ve renkli sırt çantalarımızla caddelerde depar atardık. İhtimal, üstünkörü yıkanmış suratlarla, süklüm püklüm bir halde geç kâğıdı alıp sırana çöktün mü tamam, gerisi kolay. Çalışkanlar, akıllılar çoktan derse yoğunlaşmış, şöyle bir omuz üstünden sana bakarlar. Bakışları değdiği yeri yakar çünkü gözler çakmak çakmak öğrenme […]

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön