kadının canı yok!

Öyle üzgünüm ki nereden başlayacağımı, nasıl anlatacağımı bilmiyorum. Kızgınlık, üzüntü, isyan, hüzün, korku, birçok karanlık duygu kol kola girip birbirinden güç alarak kaynıyor içimde. Cesur sesiyle ve samimi kalemiyle genç kız aklımda güneşli, yepyeni pencereler açan kadınla dertleşmek istiyorum. Dertleşmeye ihtiyacım var, belki hepimiz gibi. Beni kadın olmanın gerçek anlamıyla tanıştıran o güzel gülümsemeli kadından […]

kavanoz dipli dünya

Evet, bugünkü serbest saat konumuz: Felekten bir gece çalmak. Malum, serbest saat, gün içinde herhangi bir zorunluluğa ya da sorumluluğa bağlı kalmadan, sadece olduğumuz gibi olma hakkımızı kullandığımız o müstesna zaman dilimine deniyor. Ve sadece deliler, dahiler, deli dahiler, delirmek üzere olan kişiler ve en çok da canının kıymetini bilenler her gün özenle serbest saate […]

day! dahi ya hum!

Ağustos ayı, 1993 ortası. Yer Rumeli Hisarı. Misler gibi bir İstanbul gecesi. Boğaz’dan hafif bir esinti geliyor. Sudaki motorların ışıkları, caddedeki arabaların farlarına karışıyor. Geniş kaldırımda insanlar yürüyor, sohbet ediyor, el ele tutuşuyor, bir şeyler içiyor. Bizlerse surların iç tarafındayız. O an için ben hala inanamıyorum ama Sezen Aksu yaz konserindeyiz. Anneciğimle beraberiz.  Şehrin en […]

“sen de benim kadar gerçekleri…”

“Sen de benim kadar gerçekleri görüyorsun. Beraber olamayız, benim gibi biliyorsun.” Tıpır tıpır zihnin çatısına yağmaya başladı değil mi anılar yağmuru bazılarımız için! Nostaljinin en dokunaklı ezgilerinden biri! Bu sabah, çok eski ve çok sevgili bir dostla, gerçek bir Sezen Aksu tutkunuyla haberleştikten sonra nereden nasıl bilmem, aniden aklıma düşen sözler bunlar. Sözler aklıma, melodi […]

ruha dokunan bir şarkıcı

Geçen gece, geçen dediğim de dışarıya çıkıp korkmadan insan içine çıkabildiğimiz zamanlar. Geceye çıktım, hafta içiydi, serince. Yer Beyoğlu. Bilindik ama az simi dökülmüş bir mekandayım. Yalnızım. Elimde ağır bir bardak sarı buğday suyu, azıcık votka damlatmışlar içine bardakiler eksik olmasınlar. Onu bekliyorum. Fazla kalabalık değil. Hala kıymetini keşfedemediler çünkü onun. Oysa yıllardır söylüyor. Ve […]

ego marka bıçak!

Ego dediğin iki tarafı keskin bir bıçak gibi! Ve hemen her bıçak gibi o da yarayı temizleyip iyileştirmekte işe yarıyor. Öte yandan aynı ego yeri geliyor elin kendisini de kesip atıyor. Çünkü herkes bilir ki önemli olan bıçağı tutan eldir ve niyettir! Zaman içinde görüp geçirdikleri sayesinde “egosunu aldırdığını” söyleyenlerin hemen hemen hepsi de dahil […]

her tohum bir sır küpü!

Bir kuru fasulye taneciğinin bile iki parmak pamuk ve birkaç damla suyla canlanabildiğini gözlemlediğim çocukluk yıllarından beri tohumlar beni büyüler. En çok da onların temsil ettiklerine bayılırım. Her biri içinde kendi sırrını ve bir gün var edeceği saklı dünyasını taşır. Sabırla bekler, direnir, dayanır ve günü gelince var eder.  Ne dişi, ne kudretli bir sihir […]

sinsi Elf’le başı dertte

Kendi gözlerimle görmesem inanmazdım ama Amerika’da ciddi bir Elf istilası yaşanıyor! Başını sallayarak onayladığını görür gibiyim. Desene, sizin evde de rafın tepesine çıkmış bir Elf var! Oradan her anını izliyor, o koca gözlerini hiç üstünden kaldırmıyor, ısrarlı bakışlarını teninde hissetmek artık seni ürkütüyor. Ama o, durumun farkında değilmişçesine durmadan gülümsüyor. Ha bire evin içinde dolaşmak […]

kadınlar ifşa ediyor

Birkaç gündür Türkiye, tacizcileri ya da tecavüzcüleri ifşa eden kadınların sesleriyle çınlıyor. Çınlasın da zaten. İfşa edilenlerin çoğu yaşını başını almış, hayatta bir yerlere gelmeyi başarmış adamlar. Zaten biraz da o başarıdan gelen gücün, konumun, saygınlığın ve güya hak edilmiş dokunulmazlığın gazıyla yapıyorlar bunları. Fitil edebiyat alanında yandı. Kültür, akademi, iş dünyası derken alev büyüyor. […]

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön