“Çok acı var, dayanamıyorum”

Bu dünyayı yaşanılır kılan insanlar, şehirlerin göbeğine kocaman heykelleri yapılanlarla… Yani büyük savaşlar kazanan komutanlarla veya devletlerin kaderini yazan politikacılarla aynı insanlar değil bence. Şüphesiz onlar da hem bizim yaşantımıza hem de tarihin akışına kayda değer ölçüde yön veriyor. Ama bazı insanlar var ki onlar hayatımıza dokunuyor. Ve o dokunuşları sayesinde belki, bizim kendi küçük dünyalarımız […]

kıyım!

Sorunlarımızın çoğu çözümünü bilmemekten değil çözümü hayata geçirmemekten kaynaklanıyor. Doğruya doğru, durum bu! Özellikle toplumlar için geçerli bir gerçek bu, bazı bireysel meseleler için de tabii. Neticede işin içine canlı girdi mi, hele de insan, konunun dallanıp budaklanması, çetrefilli salkım saçaklardan yıldızsız gecelere, ansızın kopan fırtınalardan yapış yapış sisli günlere dönüşmesi işten bile değil. Dönüşüyor […]

ganimet kadın, emanet hayat!

Başı sonu yok. Sadece güneş. Çatlak toprak. Çatlak cam, kapalı kalın perdenin arkasında saklanan. Korkudan, güçsüzlükten, tam orta yerinden çatlaya çatlaya yaşama katlanan yürek… Kum fırtınası gibi yağan kötü haberler. Koca bir belirsizliğin ortasında. Sahip çıkılmamışlığın, insan yerine konulmamışlığın, hak tanınmamışlığın göbeğinde…  Hayat değil bu, dört bir yanı ufuklara kadar uzanan bir mahrumiyet bölgesi. Ömür […]

gezegen yangın yeri

Sahiller bir yangın yeri… Yemyeşil dağları, ormanları aşıp gelirken içindeki canlıları kavurarak denize koşuyor alevler… Maviyi görünce, suyu deneyip yakamayınca duruyor ancak… Freni patlayınca önündeki eve girerek durabilen yüklü bir kamyon gibi… Duruyor belki sonunda ama bu arada evi de darmaduman ediyor. Bir noktada artık kendiliğinden duruyor. Durdurmaya kimsenin gücü yetmediğinden, eli uzanmadığından, yetişmediğinden ya […]

sen o Salda, ben bu salda

Şu hayatta cevabı gerçekten hayati önem taşıyan birkaç soru varsa ve bunlardan biri yüksek bir yerden kararsızlıkla aşağıya bakarken sorulansa bir diğeri de “çocuk yapsam mı?!” sorusu… Ve kısacık, üstünkörü bir gözlem bile verilen cevabın çoğunlukla hatalı olduğunu gösteriyor. Dünyanın her yerinde böyle bu!  Bunun nedeni bence soruyu eksik sormamız ve cevaplarken yalapşap bilgilerle yetinerek […]

yüzüncü yazı

Yüzüncü yazı göremez belki bu gözler… Ama olsun, yüzüncü yazıyı yazdı; ellerin ve en çok da ruhun yardımıyla, şükür… Bir gece vakti, bir başına ve bir anda başlayan yolculuk, bu kelimelere değen gözlerinle devam ediyor ne mutlu ki…  “Yazı bitmez, uçup gitmez” diye yola çıkmıştım, kısmetse bu yazın sonunda, yazarak geçen bir yılı tamamlayacağım. Yüzüncü […]

haymatlos

Haymatlos (heimatlos) vatansız demek malum. Ve vatansız olmak kavramının bendeki ilk çağrışımları olumlu. Çünkü bana önce herhangi bir vatana bağlı kalmadan özgür ve bağımsız olmayı çağrıştırıyor. Dünyanın her yerini işgal etmiş ve parsellemiş sınırların nihayet kalktığı, kolları herkese açık yeni bir ortak yaşam kurma ihtimalini umut ettiriyor. Avrupa’daki Roma’nın şehir şehir, rengarenk, yanık ezgiler eşliğinde […]

gökkuşağı güzeldir!

Düşünsene, bir pipiyle doğmuşşun ama küçücük yaşına rağmen o hiç de sana aitmiş gibi hissetmiyorsun. Kalbinin içinde, çok derinlerde bir yerde biliyorsun ki kendi bedeninle ilgili sana iyi gelmeyen, içine sinmeyen bir şeyler var. Ne olduğunu bilmiyorsun, nasıl tarif edeceğini bilmiyorsun, çözümü var mı bilmiyorsun, senin gibi hisseden başka insanlar var mı bilmiyorsun ama bunu […]

bir görünmezlik iksiri olarak yoksulluk

Geçenlerde, başka bir ülkede, dört sene önce UNICEF (Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu) tarafından yapılmış bir sosyal deneye yeniden denk geldim. Nedense bu sefer daha çok dokundu bana. Belki salgın, yoksulluğu daha görünür ve daha yaygın hale getirdiği, düzenli gelirsizliğin ve geleceksizliğin çemberini birçoklarımız için iyice daraltıp belirginleştirdiği için… Belki tahammül edecek gücüm artığı veyahut […]

gitmek mi zor yoksa…

Konfor alanı diye bir yer var, içinde çabasızca kendimiz olabildiğimiz. Anadilimizi konuşmak kadar kendiliğinden. Su içmek kadar doğalca var olabildiğimiz bir yer. Ve orası bir o kadar da tehlikeli aslında… Sımsıcak bir günde zorla emziren anne kadar boğucu… Bir o kadar da çaresizce tutunduğumuz. Uçurumdan uçmaktansa bizi hayatta tutan tek el oymuş gibi… O denli […]

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön